Atsız'ın Zeki Velidi Togan Hakkında Yazdıkları

Nihal Atsız'ın hocası ve dava arkadaşı tarihçi Zeki Velidi Togan hakkında yazdığı makale ve mektuplar. Bu başlıkta 6 yazı var.

Başkurt asıllı tarihçi Zeki Velidi Togan, Hüseyin Nihal Atsız'ın gençlik yıllarındaki hocası ve 1944 davasındaki dava arkadaşıydı. Atsız'ın akademik kariyerini erkenden bitiren olay da ona yapılan saldırılara karşı çıkmasıdır. Atsız, Togan'ı bütün yazılarında büyük bir tarihçi olarak andı; ama hocasının hazırladığı eserleri yayımlamamasını ve bazı davranışlarını eleştirmekten de geri durmadı. Bu sayfada Atsız'ın Zeki Velidi Togan hakkında yazdıkları bir araya getirilmiştir.

Darülfünun yılları ve 1933

Atsız, 1932'de Atsız Mecmua'da Togan'ı “Büyük Türk müverrihlerinden biri” diye anıyordu (Aynı Târihî Yanlışlığa Düşüyoruz, Atsız Mecmua, 1932). Aynı yıl, Darülfünun hocalarının eserlerini sıralayıp çoğunu sert bir dille eleştirdiği Darülfünunun Yüz Kızartacak Listesi yazısında Togan'ı, Köprülüzade Fuad ve Ahmed Refik ile birlikte ayrı tuttu: “Avrupa ve Amerika’nın her yerinde (ilim muhitlerinde) birinci sınıf âlim olarak tanınmıştır.” (Darülfünunun Yüz Kızartacak Listesi, Atsız Mecmua, 1932). Togan bu yıllarda Atsız Mecmua'ya da yazıyordu; Atsız sonradan onun Türk destanı üzerindeki ilk önemli yazılarının bu dergide çıktığını hatırlattı.

Kronolojiye göre Atsız, 13 Mart 1933'te Birinci Türk Tarih Kongresi'nde hocası Zeki Velidi Togan'a yapılan saldırılara karşı çıktığı için asistanlıktan alındı.

1944 davası

Togan, 1944'te Atsız ile birlikte Irkçılık-Turancılık Davası'nda yargılananlar arasındaydı (Turancıyız, Ne Olacak?, Ötüken, 1966). Atsız, mahkemedeki savunmasında savcının sanıklara yaptığı muameleleri sayarken Togan'ın iki gün aç bırakıldığını da yazdı. 1947'de ise Togan ve diğer Türkçülerin vekâlet emrine alındıklarında maaşlarını bile alamadıklarını, buna karşılık komünistlikle suçlanan birinin himaye gördüğünü Hasan Âli Yücel'e hesap sorarken hatırlattı (Hasan Âli Hesâp Vermelidir, Altın Işık, 1947). Ölümünden bir yıl önceki bir mektubunda da tutuklanmalarından önce Togan'ın evinde imzaladıkları bir belgeden söz eder: “1944’de tevkifimizden önce Zeki Velidî’nin evinde 10 kişi toplanarak bir protokol imzalamıştık. Birbirimiz aleyhinde yazmamayı, komünistlere karşı müttehid hareket etmeyi karar altına almıştık.” (İsmail Hakkı Gökhun'a (21), 1974).

Destan çalışmaları ve son yıllar

1951'de Orkun'da yayımlanan Türk Destanını Tasnif Etmek Tecrübesi yazısı, Atsız'ın Togan'ın ilmî görüşlerini en ayrıntılı incelediği metindir: “Başka milletlerin destanları hakkındaki eserleri inceleyerek Türk destanının ilmî tasnifini yapan ilk Türk, İstanbul Üniversitesinde Türk tarihi okutan Profesör Zeki Velidi Togan’dır.” Atsız bu yazıda hocasına her konuda katılmadı; Danişmend Gazi destanını Türk destanı saymamasına itiraz etti: “Ben burada değerli bilginin fikrine iştirak etmiyorum.” (Türk Destanını Tasnif Etmek Tecrübesi, Orkun, 1951).

Atsız'ın eleştirisi en çok, Togan'ın yıllarca topladığı notları eser hâline getirmemesine yönelikti. 1969'da Ötüken'de, bir davada tanıklık etmesini isteyen hocası için şöyle yazdı: “Çünkü bizim Togan Hoca çok çıkarsal (!) kişi olmuştu.” Daveti, öfkesine rağmen kabul ettiğini belirterek sebebini açıkladı: Hocası 80 yaşında kongrelere katılıp mektuplara cevap veriyor, “60 yıldır topladığı notlarını derleyerek hazır duran bunca değerli eserleri yayınlamak zahmetine katlanmıyordu.” (68. Vilâyete Seyahat, Ötüken, 1969).

Togan'ın Temmuz 1970'teki cenaze törenini Atsız bir mektubunda kısaca bildirir: “Dün Zeki Velidî’nin cenaze töreninde bulunduk.” (Turan Kekevi'ye (4), 1970). Ertesi yıl bir dergide çıkan bir yazıdan duyduğu üzüntüyü şöyle dile getirdi: “Şu Zeki Velidî’yi hakikaten tutan yok. O da bazı büyük hatalar yaptı ama dediğiniz gibi mühim hizmetlerinden bir ikisi anılamaz mıydı?” (Hasan Oraltay'a (5), 1971). Aynı yıl Ötüken'de yayımladığı Zeki Velidi Togan’ın Târihçiliği yazısında hocasının Yassıçimen Savaşı'na ve Divanü Lugati't-Türk'ün yazılış yılına dair tespitlerini örnek verdi, yayımlanamayan eserlerine hayıflandı ve şu hükme vardı: “Onun için ilmî değeri bütün dünyaca kabul olunan Türk profesörüdür diyebiliriz.” Yazının son cümlesi de bir vedadır: “Tarihçi Zeki Velidi Togan de artık tarih ve hâtıra oldu.” (Zeki Velidi Togan’ın Târihçiliği, Ötüken, 1971).

Öne çıkan yazılar

Sık sorulan sorular

Nihal Atsız ile Zeki Velidi Togan arasındaki ilişki neydi?

Zeki Velidi Togan, Atsız'ın Darülfünun yıllarındaki hocasıydı. Atsız 1933'te Birinci Türk Tarih Kongresi'nde Togan'a yapılan saldırılara karşı çıktığı için asistanlıktan alındı (kronoloji); ikisi 1944'te Irkçılık-Turancılık Davası'nda birlikte yargılandı. Atsız, Togan'ın 1970'teki ölümünden sonra da onun hakkında yazmayı sürdürdü.

Atsız Zeki Velidi Togan hakkında ne yazdı?

Atsız, Togan'ı ilmî değeri bütün dünyaca kabul edilmiş büyük bir tarihçi olarak andı; bu görüşünü en toplu biçimde Zeki Velidi Togan’ın Târihçiliği (Ötüken, 1971) yazısında anlattı. Öte yandan hazırladığı eserleri yayımlamamasını eleştirdi ve destanlar konusundaki bazı görüşlerine katılmadı.

Atsız neden asistanlıktan alındı?

Atsız'ın kronolojisine göre 13 Mart 1933'te, Birinci Türk Tarih Kongresi'nde hocası Zeki Velidi Togan'a yapılan saldırılara karşı çıktığı için Türkiyat Enstitüsü'ndeki asistanlık görevinden alındı.

Bu konudaki öteki yazılar

Öteki konular