İsmail Hakkı Gökhun’a (21)

Hüseyin Nihal Atsız·

5 Aralık 1974

Azizim Şaman,

25 Kasım tarihli mektubunu aldım. Şu karanlık Aralık ayından nefret ediyorum. Ama ayın 22 sinden sonra günler uzamaya başlayacağı için sıkıntım uzun sürmeyecek. Günler uzamaya başlayınca da yaz geliyor demektir. O halde millî tasarruf için sobaları söndürün. Halbuki Aralık ayı 4 aylık kışın ilk ayıdır. Ondan sonra da asıl kış, kara kış gelecek. Bakalım bu kışı nasıl atlatacağız. Geçen yıl, kış aylarında hapiste iken, hele Toptaşı’nın sobaları yanmazken evvelce 1944 te aldığım romatizma ilerlemişti. Şimdi daha da arttı. Her yerim ağrıyor. Doğrusu yürümekte de güçlük çekiyorum. Yani, söz aramızda, senin anlayacağın yakında defterim dürülecek. Nejdet’le ikimiz hızla çökmekteyiz ama son enerjiye kadar mücadelemiz devam edecek.

……… ile barışmamız meselesine gelince: Onunla zaten dargın değildik. 1944’de tevkifimizden önce Zeki Velidî’nin evinde 10 kişi toplanarak bir protokol imzalamıştık. Birbirimiz aleyhinde yazmamayı, komünistlere karşı müttehid hareket etmeyi karar altına almıştık. Bu kağıt Velidî’nin evindeki aramada polisin eline geçmiş ve …… İnönü bunu 19 Mayıs nutkunda devlet aleyhine bir andlaşma gibi göstermişti. Bu sefer …. benim evime geldi. Hiç değişmemiş. Hâlâ bıraktığımız yerde ……. Eski hilekârlığından ve yalancılığından hiçbir şey eksilmemiş. Bana telefon etti (numarayı İzzet Yolalan’dan almış). Kendini tanıtmayarak Nejdet Sançar’ı sordu. Ben de arasıra onu arayanlardan biri sanarak yukarı dairede oturduğunu, isterse çağıracağımı söyledim. O zaman mahut aptalca numaralarından birini daha yaparak: “Yirmi dört yıl sonra aldanmıyorsam siz Atsız’sınız” dedi. Ben de onun kim olduğunu sordum. Söyledi. Görüşebilir miyim dedi. Hay hay buyrun dedim. Geldi. Benim evime telefon ettiğini bildiği halde Sançar’ı araması gibi adi numaralar onun eski adetidir. Belki benden abes karşılama görürüm diye böyle yaptığı muhakkak. Sonra geldi ama yalnız değildi. Yanında “Hun Sanatı”nı yazan Doçent Nejat Diyarbekirli de vardı. Onun adeti böyledir. İhtiyatkârlık olsun diye onu yanına almıştır. Ne olur ne olmaz diye. Evde de bermutat birçok yalanlar söyledi. Danıştayın, kendisini tekrar Türk vatandaşlığına kabul etmediğini sakladı. Gitti. Sonra bir gazetede “İhtilâlci Bir Türkçünün Hatıraları” diye Amerikadaki hâtıralarını yazdı. Dikkatle okuyanlar bunda da birçok yalan olduğunu görebilir. Şimdi yine Amerika’da. Amerikan vatandaşı olduğu için her yıl birkaç ay orada bulunmaya mecbur. Amerikan vatandaşlığını da kaybederse vatansız kalacak. Buraya gelmesini hiç istemiyorum. Amerikaya gittiği zaman arkadaşlara: “Madem ki ….. Amerikaya gitti, Amerika batar” demiştim. Dediğim nerdeyse gerçekleşecekti. Amerika Viyetnam’da yenildi. İç işleri berbat oldu. Ahlâkı çöktü. Şimdi buraya gelip yerleşirse Türkiye batar.

……. barışmaya gelince: Bunun aslı olmadığı gibi imkânı da yok. Yemininden hanis olan, …… kadar yalan söyleyen, sahte dindarlık yapan, Ötüken’in okunmaması için teşkilatına genelge gönderen birsiyle ben barışmam. ………… bütün ahlâksızlığına rağmen bu kadar ileri gitmemişti. Bizim Türkçü gençlerin hep MHP’li oluşu iyi bir şey değil. İlerde hepsi hayâl kırıklığına uğrar ve çok şey kaybeder. Ortada başka bir teşekkül olmadığı için oraya toplanıyorlar. Onları uyaran da yok. Ondan ötesine Erik Yanaklı karışır. Türkiye’de solun kazanacağını ummam. Çünkü ahlâksızdırlar. Birbirlerinin aleyhine çalışırlar. Mühim bir kısmı da para için MİT’e ajanlık eder. Aybar yeni bir sol parti kurmak için faaliyete geçti. Demek ki Sol şimdiden bölünmüş; parçalanmıştır. ……….. Amerikan veya MİT ajanı olması da kuvvetle muhtemeldir. Oya Baydar’ın partisinde de kim bilir kaç tane ajan vardır.

Türkiye için asıl tehlike Sağ denilen üç …… Demirel, Erbakan ve Bozbeyli’den geliyor. Bunların nasıl fesat kumkuması olduklarını görüyorsun. Herifler şahsî kapris uğruna memleketi nereye sürüklüyorlar, farkında değiller. Yahut farkındalar da umursamıyorlar.

Sadi Irmak vaktiyle Hindistan’dan gelmiş bir ailenin bugünkü oğludur. İlhanlılar veya Temürlüler devrinde geldiğini bilmiyorum. Anadolucudur. Irkçılığın şiddetle aleyhindedir. Eski CHP’lidir. Fazla bir değeri yoktur. Komünist aleyhtarı olması bakımından başkalarına müreccahtır.

Sen hâlâ töttü’lerle meşgul olarak doktoranı falan ihmal etmiş olmuyor musun? Hem de aynı zamanda Fin ve Macarlar yetmiyormuş gibi bir de İngiliz’le uğraşman Anayasaya aykırı değil mi? Tabii, çiçek bahçesinde uçan bir adam böyle davranır. Yaşasın Cumhuriyet.

Eve hâlâ yerleşemediğim için sıkılıyorum. Ev küçük 90 metre karelik. Eşyam da yok. Yerleşemedim demek kitaplarımı yeni baştan tasnif edemedim demektir. 13 diziden 4 ünü tasnif edebildim. Eve geleli 2 yıl doldu. Amma da tembelsel kişi imişim. Bereket versin haftanın iki gününde Hakan bende kalıyor da onunla oyalanıyorum. Dört buçuk yaşında. Geçende kendi evlerinde iken …… adı geçmiş. Babası onu bilmediği için …… kim diye sormuş. Hakan’ın cevabı: “Canım, ayının biri işte….”. Benden duydu desem değil. Ben ayılar aleyhimde hakaret davası açmasın diye ……. Efendiye ayı demedim. Ama konuşmalarımdan ondan hoşlanmadığımı anlamış olacak ki babasına o tarifi yapmış. Maltepe’den her gelişinde bana hediye getiriyor: Patates, kibrit, yumurta, kalem, kutu falan. Aramız çok iyi. Çok yaramaz olduğu için annesi dövmek için hamle ettiği zaman hemen “Dede beni koru” diye bana kaçıyor.

Senin yavrular ne âlemde. Aralarında kıskançlık vâ mı (Demirelin değil, Hakan’ın dili). Sabahat Yenge’yi üzüyorlar mı?

Hayat budur işte:

Biz
Hepimiz
Biliriz.
Hayaaat
Bayaaat
Bir katakulliyat’-
tan ibarettir.

Selâmlar ve başarı dilekleri. Sabahat Yenge’ye hürmetler. Tunga ve Örpen’in gözlerinden öperim.

Tanrı Türk’ü Korusun.

Atsız