Gençlik, Hüseyin Nihal Atsız'ın yazılarında hem en çok seslendiği kitle hem de üzerinde en çok düşündüğü konulardan biridir. Malatya, Edirne ve İstanbul'daki okullarda uzun yıllar öğretmenlik yapan Atsız (biyografi), gençliği millî uyanışın öncüsü olarak görmüş; şiirlerinde ona ülkü ve fedakârlık telkin etmiş, makalelerinde de gençlerin nasıl yetişmesi gerektiğini tartışmıştır. Bu ilgi 1931'deki Atsız Mecmua'dan 1970'lerdeki Ötüken'e kadar sürer.
Atsız Mecmua ve Orhun yılları (1931–1934)
Atsız Mecmua'nın 1931'deki ilk sayısında yayımlanan Bütün Türk Gençliğine şiiri, Adalar Denizi'nden Altaylar'ın ötesine kadar bütün Türk gençliğine ithaf edilmiştir. "Bugünün Gençlerine", "Muallim Arkadaşlarıma" ve "Asker Kardeşlerime" başlıklı bölümlerden oluşan şiir, kişisel mutluluktan vazgeçip ülküye adanmayı işler: “Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et; / Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.” (Bütün Türk Gençliğine, Atsız Mecmua, 1931).
Aynı derginin bir sonraki sayısındaki Gençlik ve Mefkûre, kendi kuşağını "mefkûresizlik"le suçlayan büyüklere bir cevaptır; Atsız, Birinci Dünya Savaşı yıllarında yetişen neslin ülküsüz olmadığını savunur. 1932'de Millî Uyanıklık'ta millî uyanışın unsurunu gençlikte görür. Bize Bir “Gençlik” Lâzımdır'da ise eğlenceyle yetinen talebe cemiyetlerini eleştirerek köylüye yaklaşan, mesleğinde çalışkan bir gençlik ister: “Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.” (Bize Bir “Gençlik” Lâzımdır, Atsız Mecmua, 1932). 1934'te Orhun'da, Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin çıkardığı dergiyi değerli bir iş olarak karşılar.
Eğitim, ahlâk ve 3 Mayıs (1942–1944)
1942'de Çınaraltı'nda yayımlanan Türk Gençliği Nasıl Yetişmeli?, nüfus ve teknikte geride kalan bir milletin ahlâkî ve manevî güce dayanması gerektiği fikrinden hareket eder. Atsız okullarda sıkı disiplin, askerlik ve millî spor eğitimi, Türk tarihi ve dilbilgisi derslerinin artırılması gibi önerilerini madde madde sıralar. Aynı yıl Bozkurt dergisindeki yazısında öğretmenin rolünü öne çıkarır: “Gençler, en çok öğretmenlerini örnek diye alırlar.” (Gençlik ve Ahlâk, Bozkurt, 1942).
Biyografiye göre 3 Mayıs 1944'te Ankara'daki üniversite gençliği Atsız'ı desteklemek ve komünistleri protesto etmek için büyük bir gösteri yaptı. Atsız bu günü sonraki yıllarda "Türkçüler günü" olarak andı ve yürüyüşü "Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşü" diye nitelendirdi (3 Mayıs, Ötüken, 1974).
Ötüken yılları
1965'te Milliyetçi Gençlik'te hükümetin "milliyetçi bir gençlik" yetiştirme hedefini ele alan Atsız, ailede, okulda ve basında millî bir dille hitap edilmeyen gençlerin farklı akımlara yöneldiğini söyler. Ona göre milliyetçilik maddî bir vaatte bulunmaz, karşılık beklemeden görev yapmayı ister: “Milliyetçilik ise vaad etmiyor. Yalnız istiyor.” (Milliyetçi Gençlik, Ötüken, 1965).