Atsız'ın Nâzım Hikmet Hakkında Yazdıkları

Nihal Atsız'ın Nâzım Hikmet'e 1935'te yazdığı cevap ile onun af kampanyası ve "büyük şair" sayılması üzerine yazdığı makaleler. Bu başlıkta 7 yazı var.

Şair Nâzım Hikmet, Hüseyin Nihal Atsız'ın yazılarında 1935'ten ölümüne kadar en sert dille andığı isimlerden biridir. Atsız onu hem bir komünist ve Moskova'ya bağlı bir "vatan haini" olarak, hem de vezinsiz şiirin temsilcisi olarak eleştirdi. Bu yazıların çoğu Nâzım Hikmet'in kendisinden çok, onu "büyük şair" ve "yurtsever" diye savunanlara verilmiş cevaplardır. Bu sayfada Atsız'ın Nâzım Hikmet hakkındaki yazıları bir araya getirilmiştir; Atsız'ın komünizme bakışının bütünü için Atsız ve Komünizm sayfasına bakılabilir.

1935: "Komünist Don Kişot"

Atsız'ın Nâzım Hikmet'e yönelik bilinen ilk yazısı, 1935'te İstanbul'da yayımladığı Komünist Don Kişot’u Proleter – Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa başlıklı metindir. Yazının vesilesi, Nâzım Hikmet'in Peyami Safa ile tartışırken Namık Kemal'i "aslan postu giymiş" olmakla itham etmesiydi. Atsız Namık Kemal'i savundu ve kendisini Nâzım Hikmet'in karşısına şöyle yerleştirdi: “Hikmetof Yoldaş bu hızını ve cesaretini Moskova’nın orak ve çekicinden aldığı halde ben damarlarımdaki Türk kanından başka hiçbir yerden almıyorum.” Yazının bir bölümü de Nâzım Hikmet'in şiirine ayrılmıştır. Atsız onun dizelerinden örnekler verdikten sonra şiir anlayışını özetledi: “Şiir vezinle ve kafiyeyle olur. Böyle olmuyan yazılara nesir derler.” (Komünist Don Kişot’u Proleter – Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa, 1935). Atsız 1943 tarihli bir mektubunda bu broşürün artık bulunmadığını yazar (Arif Türkdoğan'a (2), 1943).

Orkun yılları: kaçış ve af kampanyası

1951'de Orkun'da Sovyetler Birliği ile siyasî ilişkilerin kesilmesini isterken Atsız, Nâzım Hikmet'in yurt dışına kaçırılmasını da delil olarak gösterdi: “Son defa Nâzım Hikmeti kaçırmaları, bu kaçış aslında ne kadar ehemmiyetsiz olursa olsun, onların Türkiye’de nasıl gizli bir faaliyet şebekesi kurduklarını göstermek bakımından mühimdir.” (“Devlet” Adındaki “Haramî Ocakları” ile Siyâsî Bağları Muhâfaza Etmek Faydasızdır, Orkun, 1951).

Atsız'ın sonraki yazılarında Nâzım Hikmet'in affı için yürütülen kampanya sık sık bir ölçüt olarak karşımıza çıkar. 1961'de broşür olarak yayımladığı Ordinaryüsün Fahiş Yanlışları ve 1964'te Ötüken'deki Uydurma Milliyetçilik yazılarında, Ali Fuat Başgil'in milliyetçiliğini sorgularken onun bu kampanyaya imza vermesini başlıca delillerinden biri saydı. 1969'da Yassıada hükümlülerinin siyasî haklarının iadesine karşı çıkanlara da aynı noktadan cevap verdi ve Celâl Bayar'ın suçunu Nâzım Hikmet'inkiyle karşılaştırdı: “Anayasa çiğnemek suçtur. Fakat bu suç mahkeme kararıyla tescil olunsa bile nihayet bir suçtur ve hiçbir zaman vatanını yabancı bir devlete bağlamak isteyen İslav tohumu Nâzım Hikmetof Verzanski’nin suçu gibi vatan ihaneti değildir.” (Lüzûmsuz Telâşlar, 1969).

Ötüken yılları: "büyük şair" tartışması

1960'ların ikinci yarısında Nâzım Hikmet'in "millî şair" olarak anılmaya başlaması, Atsız'ın en sert yazılarından bazılarına konu oldu. 1967'de bu yayınları “ayrı bir hezeyan” diye niteledi ve onun yurt özlemini dile getiren dizelerinin yurtseverliğe delil sayılmasına şöyle karşı çıktı: “kırk yıllık orospunun ömründe bir kere iffetten bahsetmesi nasıl onun namuslu kadın olması demek değilse vatanını satan bir hainin doğduğu yere hasretle bakması da onun yurtseverliğine delil olamaz.” (Konuşmalar 3, Ötüken, 1967).

1968'de bir savcının Cumhuriyet gazetesinde Nâzım Hikmet'i savunan açık mektubuna Hürriyetin Sınırları yazısıyla cevap verdi: “Yurtsever adam yurt dışına çıkınca kendi yurdu aleyhinde bulunmaz, beni Stalin yarattı demez, yabancı soyadı almaz, radyolarda memleket aleyhine konuşmazdı” (Hürriyetin Sınırları, Ötüken, 1968). Aynı yazıda Nâzım Hikmet'in gençliğine dair bir ayrım da yaptı: “Cihan Savaşının son yıllarında Nâzım Hikmetof bir Türk vatanseveriydi.” Ancak "Yaralı Hayalet" manzumesine bakarak onun milliyetçi sayılamayacağını ekledi ve vatan hainlerinin övülmesini yasaklayacak bir kanun çıkarılmasını önerdi.

Atsız, Nâzım Hikmet'in Türk soyundan gelmediği görüşündeydi; Solun 94 Yılı (1968) yazısında onu Türkiye Komünist Partisi'nin Moskova'ya en bağlı yöneticilerinden biri olarak andı ve “Nazım Hikmet ise Polonyalıdır.” diye yazdı (Solun 94 Yılı, Ötüken, 1968). Görüşünü son yıllarında da değiştirmedi; ölüm yılı olan 1975'te şöyle yazıyordu: “Oysa Nâzım Hikmet, bir numaralı vatan hainidir.” (Bir Ansiklopedinin Büyük Yanlışları, Ötüken, 1975).

Öne çıkan yazılar

Sık sorulan sorular

Nihal Atsız Nâzım Hikmet hakkında ne düşünüyordu?

Atsız, Nâzım Hikmet'i bir komünist ve Moskova'ya bağlı bir "vatan haini" olarak gördü; bu görüşünü 1935'ten 1975'e kadar değiştirmedi. Onun "büyük şair" ve "yurtsever" diye anılmasına da karşı çıktı. Bu konudaki en ayrıntılı yazıları Konuşmalar 3 (Ötüken, 1967) ve Hürriyetin Sınırları (Ötüken, 1968) başlıklı makaleleridir.

Atsız'ın Nâzım Hikmet'e yazdığı cevap nedir?

1935'te yazdığı Komünist Don Kişot’u Proleter – Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa başlıklı metindir. Atsız bu yazıda, Nâzım Hikmet'in Peyami Safa ile tartışırken Namık Kemal hakkında söylediği sözlere karşılık verdi ve onun şiirini de vezinsiz olduğu için eleştirdi.

Atsız Nâzım Hikmet'in şiirini nasıl değerlendirdi?

Atsız, şiirin vezin ve kafiyeyle olacağını savundu ve Nâzım Hikmet'in vezinsiz dizelerini şiir saymadı. 1967'de ise onun ihanetini bir yana bırakıp yalnızca şairliğini savunanlara da karşı çıktı: “Hainliği başka mesele ama büyük ozandır diye direnmek de boşunadır.” (Konuşmalar 3, Ötüken, 1967).

Bu konudaki öteki yazılar

Öteki konular