Hüseyin Nihal Atsız'ın yazılarında Enver Paşa'ya ayrılmış müstakil bir makale bulunmaz; ancak Enver Paşa'nın adı 1934'ten 1973'e kadar farklı dergilerdeki yazılarda, çoğunlukla Turancılık ve Türk ordusu tartışmaları içinde geçer. Atsız, Enver Paşa'yı Türkistan'daki ölümüyle bir kahraman olarak anarken, Birinci Dünya Savaşı'ndaki kumandanlığını eleştirmiş; mensup olduğu İttihat ve Terakki'nin siyasetine ise genellikle olumsuz yaklaşmıştır.
Kahraman ve kumandan
En erken değerlendirme, Atsız'ın Edirne'de çıkardığı Orhun dergisinde 1934'te yayımlanan Kür Şad yazısındadır. Atsız burada Namık Kemal ve Ziya Gökalp'ı millet yolunda kahramanlar olarak saydıktan sonra Enver Paşa'yı da aynı sıraya koyar: “Türkistanda millî şuuru uyandırmak için ölmek kararını veren ve rus makinalısına yürüyen Enver Paşa da belki onlardan daha büyük bir kahramandır.” (Cihan Târihinin En Büyük Kahramanı: Kür Şad, Orhun, 1934) Yazıya göre bunların hiçbiri yine de Kür Şad kadar güç şartlar içinde çarpışmamıştır.
1962'de Milli Yol dergisinde yazdığı 30 Ağustos ve Türk Ordusu yazısında Atsız, Balkan Savaşı'nın bozgununu ordudaki siyasete bağlarken Çanakkale'deki başarıyı Enver Paşa'nın disiplinine dayandırır: “Fakat Enver Paşa’nın sıkı disiplini ile bir buçuk yılda hazırlanan ordu, yetişkin ve fedakar subayların kumandasında, bire karşı iki ölerek, onları durdurup kaçırdı.” (30 Ağustos ve Türk Ordusu, Milli Yol, 1962)
Ötüken'de 1972'de yazdığı Korkular yazısında ise bazı gazetelerin Enver Paşa'nın Türkistan'daki ölümünü "şuursuz bir Turancılık macerası" olarak göstermesini eleştirir.
Turancılık tartışması
Atsız'ın Enver Paşa hakkındaki en ayrıntılı değerlendirmesi, Haziran 1973'te Ötüken'de yayımlanan Turancılık yazısındadır. Atsız, Turancılığın bir "macera" olduğu düşüncesinin Enver Paşa'nın Kafkas cephesindeki başarısızlığından doğduğunu, ancak tek bir başarısızlıktan bir fikrin yanlışlığına hüküm verilemeyeceğini savunur. Enver Paşa'yı ise şöyle değerlendirir: “Enver Paşa’nın cesur bir asker, fakat ehliyetsiz bir kumandan olduğu artık herkesçe bilinmektedir. Bundan başka Enver Paşa’yı saf bir Turancı saymak da yanlıştır.” (Turancılık, Ötüken, 1973) Atsız'a göre İttihatçılar hem Turancı hem İslâm birlikçisiydi ve Kafkas taarruzu Turancılık düşüncesiyle değil, müttefik Almanların yükünü hafifletmek amacıyla yapılmıştı.
İttihat ve Terakki hakkında
Atsız, İttihatçıları farklı yazılarda çeşitli yönlerden eleştirmiştir. 1947'de Özleyiş'te yazdığı Büyük Adam ile 1956'da Ocak'ta yazdığı Abdülhamid Han (Göksultan) yazılarında, II. Abdülhamid'in "müstebit" olarak tanıtılmasını İttihatçıların propagandasına bağlar ve Abdülhamid'in otuz üç yıl ayakta tuttuğu imparatorluğun İttihatçıların yönetiminde on yıl içinde dağıldığını yazar. 1966'da Turancıyız, Ne Olacak? yazısında İttihatçıların muhaliflerini "hain-i vatan" diye suçlama alışkanlığını eleştirir; 1973 tarihli Ders yazısında da İttihatçıların "İttihat-ı anâsır" (unsurların birliği) politikasını yanlış bulur. Rıza Nur'un hayatını anlattığı 1951 tarihli Rızâ Nûr yazısında ise Rıza Nur'un İttihatçılara muhalefeti yüzünden önce görevinden alındığını, sonra yurt dışına sürüldüğünü aktarır.