Hüseyin Nihal Atsız'ın kırk yılı aşan yazı hayatında en sürekli işlediği konulardan biri komünizm ve sosyalizmdir. Atsız bu akımları bir ekonomi programından çok, millet ve milliyet fikrine karşı duran "beynelmilelci" görüşler olarak değerlendirmiş; bu tavrını 1930'lardaki Orhun yazılarından 1970'lerdeki Ötüken makalelerine kadar sürdürmüştür. Bu sayfada onun komünizm, sosyalizm, solculuk ve Nâzım Hikmet hakkındaki yazıları bir araya getirilmiştir. Konuyla ilgili bütün makaleler Komünizm, Sosyalizm ve Bölücülük başlığında da listelenir.
1930'lar ve 1940'lar: ilk polemikler ve açık mektuplar
1935 tarihli Komünist Don Kişot’u Proleter – Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa başlıklı yazı, Atsız'ın Nâzım Hikmet'e yönelttiği bilinen ilk cevaptır. Nâzım Hikmet'in Peyami Safa ile tartışması sırasında Namık Kemal hakkında söylediği sözler üzerine yazılan bu metinde Atsız, Namık Kemal'i savunur ve Nâzım Hikmet'i Türk milliyetçiliğine saldıran bir komünist olarak nitelendirir. Dili baştan sona serttir; Sovyet komünistlerini Don Kişot'a benzettikten sonra şöyle yazar: “Onların Türkiye’deki müsveddesi olan Nazım Hikmetof Yoldaş da ancak bir Sancho Panza’dır.”
Biyografisine göre Atsız bu yıllarda komünistlerle "şiddetli bir fikir mücadelesine" girişti. 1944'te Orhun'un 15 ve 16. sayılarında Başvekil Şükrü Saraçoğlu'na hitaben yazdığı iki açık mektupta, Türkçülüğün sözde kaldığını ve Maarif teşkilatında solcuların yer edindiğini ileri sürdü (Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye İkinci Açık Mektup). Mektuplarda adı geçen Sabahattin Ali'nin açtığı dava ve ardından gelen 3 Mayıs 1944 olayları Atsız'ın hayatında bir dönüm noktası oldu; bu süreçteki ifadeleri savunmasında yer alır.
Ötüken yılları: sosyalizm ile komünizm ayrımı
1960'larda sosyalizm Türkiye'de tartışılmaya başlayınca Atsız, Ötüken'de kavramları tanımlamaya yöneldi. Toplumu kalkındırmayı amaçlayan milliyetçi bir halkçılığa "toplumculuk", beynelmilel halkçılığa ise "sosyalizm" adını verdi: “Sosyalist için komünist kendisinden biraz daha aşırı bir ülküdaştır. Toplumcu için komünist milli ve barışmaz bir düşmandır.” (İşte Sosyalizm, Ötüken, 1964). Ertesi yıl Batı'daki demokratik sosyalizmi komünizmden ayırmakla birlikte ikisi arasındaki bağı şöyle tanımladı: “Komünizm, sosyalizmin türlerinden biridir. Aşırı sosyalizmdir.” (Komünistler, Ötüken, 1965).
Atsız'a göre Türkiye'de bu iki akım iç içe geçmişti. Komünizmin Ahmak Kardeşi: Sosyalizm (1965) yazısında başına "millî" sıfatı almayan sosyalizmin komünizmin müttefiki olduğunu savunmuş, okullarda sol propaganda yapıldığı gerekçesiyle Millî Eğitim Bakanlığını eleştirmiştir. 1969'da Gözlem'de çıkan yazısında Yugoslavya, Romanya, Çekoslovakya ve Çin örnekleriyle komünist bloğun milliyetçilik karşısında dağıldığını öne sürdü: “Birlikçi bir doktrin olan komünizm bugün parçalanmıştır.” (Komünizm Yıkılmağa Mahkûmdur, Gözlem, 1969).
Son yıllarında da aynı ayrımı korudu: “Fikriyat (ideoloji) bakımından sağ ile solu birbirinden ayıran en kesin fark, sağın milliyetçi olmasına karşılık solun beynelmilelci karakterde bulunmasıdır.” (Sol Milliyetçi Olamaz, Ötüken, 1974). Bu yazılardaki dil çoğu zaman polemikçidir ve Atsız'ın Türkçülük anlayışından, yazıldıkları dönemin siyasi tartışmalarından ayrı düşünülemez.