Yücel Hacaloğlu’na (9)
24 Kasım 1963
Azizim Hacaloğlu,
14 tarihli mektubunu aldım. Teşekkür ederim. Çok enteresandı. İmkânı olsaydı, Anadolu’nun bütün köylerini teker teker gezer, incelemeler yapar, not ve fotograf alır, Türkiye’nin manevî yapısı hakkında eser yazardım. Tabii burada kasdettiğim imkânın başlıca unsuru zenginlik, hem de adamakıllı zenginliktir. Artık para olmadan hiçbir şey yapılamıyor. Atatürk, gençliğe hitabesinde hiçbir şey olmadan iş yapılabileceğini söylüyor ama bu nihayet bir teşvik ve heyecan ilâcıdır. Yoksa kendisi, cebinde Vahdettin’in verdiği 40.000 altın olmasaydı ne yapabilirdi? Hatta daha sonra Hindistan Müslümanlarının, Azerîlerin ve Buhara Cumhuriyetinin yolladığı paralar olmasa acaba başarabilir miydi? Hiç sanmıyorum. İstanbul’daki silâh depolarından Anadolu’ya silâh kaçırmak için İngiliz nöbetçilerine verilen rüşvet paralarını Atatürk bunlardan yolluyordu. Bir takım insanları kendisine bağlayarak iş gördürmek için verdiği paraları da buradan veriyordu. 40.000 altın bugünün rayici ile altı milyon lira eder ki hiç de küçümsenecek bir para değildir. Neyse…. İşi yine faşistlik ve Turancılık gibi hainane fikirlere döküp de Dönme ve Halk Partili makulesini tedirgin etmeyelim.
Galip Erdem bir ara İstanbul’a uğradı. Dostlarının yaptığı baskıya dayanamayarak tekrar Yeni İstanbul’da yazmaya başlayacağını söyledi. Hakikaten ertesi günü ilk yazısı da çıktı. Fakat dün yazısı yoktu. Bugün (pazar) yazısı olup olmadığını bilmiyorum. Pazar günleri Maltepe postanesi işlemediği için bana günün gazetesi yarın gelir. İlk yazısının bir yerinde Celal Bayar’ı hiç sevmediğini yazmıştı. Belki de gazete sahipleri buna kızarak Galib’i kadro harici bıraktılar. Yeni İstanbul’un ne kadar çapaçul bir hale geldiğini tasavvur edemezsin. Dünkü nüshasında Kennedy’nin ölümü gibi âlemşümul bir olaydan bahis bile yoktu. Bu ölümü gece saat 22.30’daki radyolar verdiğine göre demek ki Yeni İstanbul çok daha erkenden basılıyor. Fakat ne olursa olsun böyle acemilik affolunur gibi değil.
Demin Çavuşoğlu ile telefonda konuştum. Senin müfettişle takıştığın için başka yere nakledilmek ihtimalinin olduğunu söyledim. Kendisine has bir rahatlıkla “Hacaloğlu’nu kimse bir yere atamaz” dedi. İnşallah onun dediği gibi olur. Mehmed Genç’in de kızkardeşiyle nişanlanacağını, hatta şu anda onunla gezmede olduğunu bildirdi. Ben de: “Öyleyse Mehmed Genç’e sakın borç vermeyin, alamazsınız” diye akıl öğrettim. Çavuşoğlu: “Tabiî vermeyiz” dedikten sonra: “Zaten para nerde” diye ilâve etti.
İstanbul’da kış soğukları başladı. Sobaları tekrar tutuşturduk. Bugün de sıcak odada biriken mektuplara cevap veriyorum. Sen mümkün olduğu kadar uzun yaz. Bilmediğim şeyleri öğreniyorum. Bu yaşta bu gibi bilgiler insanın çok ilgisini çekiyor. Bizim memleket de bir âlem. Her konu bakir. Çalışacak eleman yok. 30 milyonu geçti ama uzman yok. Daktilo şeridi takmak uzmanı olan Şaman kaç haftadır gelmediği için ben de kırmızıyla yazıyorum. Selâm ve sağlıklar dilerim.
Atsız