Yücel Hacaloğlu’na (8)

Hüseyin Nihal Atsız·

İstanbul, 25.10.1963

Azizim Hacaloğlu,

21 tarihli mektubunu bugün aldım. Zarfın üstündeki damga 22 olduğuna göre üç günde gelmiş. Atom çağına göre iyi bir hız. Bir haftada da gelebilir ve Türkiye beş yıllık kalkınma gücünden bir şey kaybetmezdi. Gölköyü hakkında verdiğin bilgiyi çok ilgi çekici buldum. Ankara ilinde bu kadar iptidai bir yer olacağını tahmin etmediğini söylüyorsun. Buna hiç şaşma. Biz milletçe çok iptidaiyiz. Polatlı civarındaki iki Alman turistine yapılan canavarlığı tabii okudun. Doğrusunu istersen bu olayda millî bir utanç ve rezalet var. Bu utanç ancak bu iki canavarın halk tarafından linç edilmesiyle temizlenebilir ama o haysiyet, o şuur, o kan, o gayret nerde? Bu iradeyi bu Hitit sürüsünden mi bekleyeceğiz? Almanlar Almanya’daki 30.000 Türk işçisini bir anda kovsalar yerden göğe kadar hakları var. Mebus olsaydım bu iki Alman’ın ailelerine maddî tazminat vermek için kanun teklif ederdim ama bizim mebuslar parti dalaşmaları arasında bilmem şöyle bir işe vakit bulabilirler mi?

1953’te ben de Ankara ili içinde dolaşıp bazı köy ve kasabaları görmüştüm. Ben de o zaman başkentin köy ve kasabalarının iptidailiğine şaşmıştım. Halk Partisi rejimi numunelik Etimesut köyünden başka bir şey yapmamıştı. Kaldığım Keşanoz adlı köyü Ankara vilayetine ve bütün dünyaya bağlayan tek bir köprü vardır ki onu da Sultan Hamid yaptırmıştı. Güdül kasabasını ise bir Zenci köyü kadar pis ve iptidai bulmuştum. Bu halkı maddeten de manen de kalkındırmak için sert bir disiplin ve yüksek ahlâklı yöneticiler ister ki bunu da bugünkü koalisyondan beklemek abestir.

Buğra’nın sıhhati düzeldi. Fakat Erzincan’a gidemedi. Buğra hastaneden 24 Eylülde çıkmıştı, 25 Eylülde Erzincan’da kayıtlar kapanmış. Bunu bize mektuplar ve telgraflarla bildirdiler. Zaten ilk çıktığı zaman da yolculuk yapacak durumda değildi. Bu sebeple ben de:

Bahşeyledim atâsını vech-i abûsuna

diyip Buğra’yı tekrar Avusturya Lisesi’ne göndermeye başladım. Orada dört haftayı doldurdu ve bu müddet içinde edebiyattan bir 6, kompozisyondan bir 7, biyolojiden bir 5, geometriden bir 7, İngilizceden bir 9 aldı. Başlangıç fena değil ama daha dünya kadar zaman var. Bakalım sonu ne olur?

Ben 27 Ekimde Ankara’ya hareket edeceğim. 31 Ekimde döneceğim.

Senin okuluna ancak 20 öğrenci geldiğine ve sen 1. ve 5. sınıfları okuttuğuna göre herhalde çok az çocukla uğraşacaksın demektir. Öteki sınıfların başka hocaları mı var? Bu köyü iyice incelemen çok faydalı olacak. Sonuçlarını arasıra bana da yaz. Sana hocalık hayatında başarı ve sağlık diler, selâmla gözlerinden öperim azizim Hacaloğlu.

Atsız