Ali Diktaş’a (1)

Hüseyin Nihal Atsız·

2 Ocak 1964

Azizim Ali,

Merih kadar uzak bir yere düşmeni talihin garip bir tecellisi diye kabul ediyorum. Fakat bir bakıma da bunu senin talihin diye düşünmek lâzım. Şimdi nasıldır bilmiyorum ama eskiden acemi suvari erlerini ilkönce çıplak ata bindirerek manej yaptırırlardı. Bu en güç işi bir defa yaptıktan sonra artık eyerli ata binmek onun için su içmek kadar kolay olurdu. Bunun gibi sen de evvelâ Türkiye’nin en geri vilâyetine düştün. Bundan sonra sana neresi çıksa, hangi mahrumiyet bölgesine gitsen orda yaşamak sana pek kolay gelecektir.

Yeni yıl kartını aldım. Teşekkür ederim. Ben de yeni yılın sana uğurlu olmasını dilerim. Bu mektupla birlikte Orkunun üç sayısını da gönderiyorum. Orada sana arkadaş olurlar.

Tabii bu anda hepimizi ilgilendiren konu Kıbrıs işidir. İsmet Paşa çok geç kaldı. Atik davranıp Kıbrısa asker çıkarılsaydı hem Türk kırgını önlenir, hem de Kıbrısın taksimi işine derhal gidilerek bugünkü güç durum hasıl olmazdı. Bu arada yine gâvurların bize karşı Yunanlıları tuttukları da bir kere daha görüldü. Hem de bu gâvurlar müttefikimiz olan İngilizlerle Amerikalılar. Ordumuz onların sistemine göre kurulmuş olduğundan meselâ benzin vermedikleri takdirde muattal kalmaya mahkûmdur. Her ne ise… Bunların tartışılmasından hiçbir fayda hasıl olmaz.

Türkçüler Derneği ayın on beşinde bir bülten çıkaracak. Aylık bir neşir organı. Sekiz sayfa olacak ve 100 kuruşa satılacak. Şimdiden 100 kuruşu hazırla. Bakalım tutunabilecek mi?

İstanbulda iki defa çok miktarda yağmur yağdıktan sonra kaç gündür hava günlük güneşlik. Metre kareye 200 kilo kadar yağan yağmurlar bizim evi göl haline getirdi. Ne diye insan olduk da ördek yaratılmadık diye düşündüm. Sen orada nasılsın? Hakkâri’nin iklimi sert mi? Sizin Çölemerik kasabası 3000 nüfuslu bir yermiş, öyle mi? Yerli halkın hepsi Kürt mü? Nasıl bir evde barınıyorsun? Sağlık durumun yerinde olduktan sonra her şey bu yaşta kolay geçer. Biz her iki odayı da terkettik. Bütün paramızı bültene ayırdık. Şimdilik İlhan Darendelinin kurduğu Genç Milliyetçiler Derneğinin odasında toplanıyoruz. Eşyalarımız da orada. Sıkıyönetim kalkmadığı için kurultay yapıp da merkezi Ankaraya nakledemedik. Elli gün daha bekleyeceğiz demektir.

Selâm ve sağlık dileklerimi gönderirim.

Tanrı Türkü korusun

Atsız