Turan Kekevi’ye (17)

Hüseyin Nihal Atsız·

23 Mart 1974

Azizim Turan Beğ,

1972 yılına ait 4. sayı bende olduğu için bu mektupla birlikte adresinize postalıyorum. Fakat bugün cumartesi ve saat şimdi 14 olduğundan postahane kapalı. Yarın da pazar olduğu için kalacak ve işbu 23 tarihli mektup ancak 25 Martta postaya verilerek size 27 Martta ulaşacaktır.

Bende olmayan 1972 nin 8. sayısı için Sayman İzzet Yolalan’a telefon ettim. Bakıp varsa adresinize gönderecek. Eğer onda yoksa Nejdet Sançar’ın Ankaradaki evinde olması kuvvetle muhtemelmiş. Mayısta Ankaraya gidip ordaki evlerini satacaklar. O zaman size ordan bir tane bulacağız. Bir de Soma’daki Muzaffer’de bu sayının bulunması ihtimali var. Fakat oraya mektuplar dört günde gittiği için şimdilik ona yazmadım. Bugünlerde İstanbula gelmesi muhtemel. İzzet’te bulunmadığı takdirde ona havale ederiz. Onda da yoksa Mayısı beklemeniz icab edecek. Nasıl oldu da bu sayıları kaybettiniz. Bazı eski nushalardan bulmaya imkân yok. Aman dikkat edin: Bizim dergi Hind kumaşıdır.

Şubat sayılarını postalamıştık. Almış olacaksınız. Mart sayısının tashih provaları bize 25 Martta gelecek. Yani bu sayı bize Mart sonunda gelir. O gün hem Nisan sayısını matbaaya vereceğiz ama galiba yeni bir engel çıkacak: Biz 2000 dergiyi 1300 liraya basılmak üzere pazarlık etmiştik. Fatura 2000 liradan geldi. Bu çok ağır. Buna nihayet birkaç ay daha katlanabiliriz. Ondan sonra 12 Mart darbesine döneriz. Doğudaki kavgalar komünistlerin iyice azdığını gösteriyor. Galiba askerler de karıştı ki Ecevit “karışmaması gereken şahısların da bu işe karışmaları”ndan bahsetti. Hikmetofun piyesini oynatmışlar. Bu piyeste Allah da varmış. Rakı içiyormuş. Bu haber doğru ise âhır zaman geldi demektir. Kepazeliğin bu kadarını temizlemek için Hülegü, Çengiz, Yavuz, IV. Murad az gelir.

Sizin Kürşad’ın “Yamtar Kürşad” olmasına çok sevindim. Tombalak bir şey olunca bol bol yanaklarını mıncıklarsınız. Bizim Maviş yeniden hastalandığı için zayıfladı. Ateşli hastalıklarda yemek yiyemediği için böyle oluyor. Saçları da kesildi. Artık “âkek” (=erkek) oldu. Fakat Bostancıdan Maltepeye gitmek istemediği için burada kaldıktan sonra oraya götürmek mesele oluyor. Çok ağlıyor. Dede dede diye bana sarılıyor. Bu yüzden Kâniye ile aramız açıldı. Ben de beraber olduğum halde Maltepeye gidiyoruz. Zavallı minik masum, çaresizliği gördükten sonra bana: “Ben büyünce o eve geleceğim” dedi. Zavallı bilmiyor ki o büyüyünce ben olmayacağım.

Selâm ve sağlık dileklerimi gönderir, Yenge Hanım’a hürmetlerimi sunarım. Tombalağın yanaklarından benim için öpün.

T.T.K.

Atsız