Muzaffer Eriş’e (10)
10 Kasım 1972
Kardeşim Muzaffer Amca,
Bayram-ı şerîfin kutlu olsun. Oldum olası şu bayram denen nesneden hoşlanmadım ama bu seferki daha da berbat geçti. Yargıtay bizim 15 aylık mahkûmiyetleri aceleyle tasdik etti. Nejdet bana telefon ederek hem bunu bildirdi, hem de Ankara’ya çağırdı. 30 Ekimde gidip 4 Kasımda döndüm. Cebbar’ın ve birkaç dostun tavsiyeleriyle hareket ederek iki defa dilekçe verdim. Bu dilekçeler hukukî son çare olan tashîh-i karar içindi. Yine dostların tavsiyesiyle İstanbul’a dönerek buradan da bir dilekçe yolladım. Bunu 7 Kasım arife günü verdim. Tabii bu dilekçemiz bayram ertesi Yargıtay Başsavcılığının eline geçecek. Karar tashihini Yargıtay Başsavcısı isteyebilir. Bizim dilekçelerimiz onu tahrik içindir. Bayram ertesi sonrasında, birkaç gün içinde netice belli olacak. Fazla bir ümit yok. Bu işin bu kadar çabuk tasdik edilmesinin bir müdahale ile olduğunu ima ettiler. Tabii, baba dostlarımız pek çok. Hapse girmemiz sıhhî ve tüccarî (yani aile kazancına tesir eden) sebeplerle bir defa 4 ay geri bırakılabiliyor. Bunu sağlayıp sağlayamayacağımız da belli değil. İşin ucu bir yandan da sana dokunacak. Benim kontenjanımda olan abone, muteber zevat ve öğretmen-öğrencilerin listelerini sizlerin de anlayabileceğiniz şekilde yeniden tanzime başladım. Ben girersem bunu üçünüz (Sen, Nejdet, İzzet) arasında bölüştüreceğim. Ötüken’in Kasım sayısı ben orda iken matbaaya verildi ama matbaa yüklü olduğundan dizime ancak bayram ertesi başlanacak. Yani elimize ay sonunda varacak. Bizim apartımanlara da bayram ertesi gidip bakacağım. Bunun hakkında sana daha önce bir mektup yazmıştım. Hamsi sözünde hiç durmuyor. Dün Kıryaman geldi. Durumu ona da anlattım. Muzaffer bile işçi gibi bir gece çalıştı dedim. Bir gece de biz çalışalım dedi. Muhsini bir gece gönderecek. İmkân olursa taşınacağım. Çünkü Kâniyenin evi yıkıldığı için üçü buraya geldi. Mehmet otelde, oğlu eniştesinde kalıyor ama gündüzleri geliyorlar. Onlardan hoşlanmıyorum. Bir de Minimini Mâviş Cin Kerata beni çok meşgul ediyor. Beni akran sayıp hep benimle oynamak istiyor. Beraber balık tutup kızartarak yiyoruz. Bazıları acı çıkıyor. Onun üstüne Hakan’ın yanağından sürüyoruz. Tatlı oluyor. Kerata tam bir maskara. Bir de ben sükûna alışık olduğum için bunların gürültüsü fazla geliyor. Bereket şimdilik havalar iyi de bazen sokağa veya diğer odalara gidip beni rahat bırakıyorlar. Fakat Adamcık hemen kapıya gelip “Dedeeee ben geldim” diye vuruyor.
Son sayıdan bir iade geldi. “Bolvadin Milliyetçi Öğretmenler Birliği Başkanı Turan Ergün” adına gönderilmiş. Meşruhatta başka bir yere tayin edildiği yazılı. Bu zat sende ise defterinden sil. Bunu İzzete de bildireceğim ama şimdi Ankarada, kızının yanında. Dönmesini bekliyorum.
Selâmlar ve sağlık dilekleri. Neriman Yengeye hürmetler. Çocukların gözlerinden öperim.
T.T.K.
Atsız