İsmail Hakkı Gökhun’a (16)
18 Ocak 1974
Azizim Gökhun,
Mektubunu aldım. Aynı günde İbrahim Cemali’den de bir mektup geldi. Taçam’ın kardeşi doğacakmış. Buna dair tıbbî sorular soruyor ve daha önce sana sorduğu aynı sorulara cevap alamadığını bildirerek senden şikayet ediyordu. Ona dün cevap vererek senin nelerle uğraştığını bildirdim. Zannedersem sen de şimdiye kadar cevap vermişsindir.
Gazetelerde her gün bana ait bir yazı bulunuyor. Cumhurbaşkanına başvuruyorlar. Bakalım sonuç ne olacak? Ben hapse gireli iki ayı geçti. Kullandığım ilaçlar sayesinde sağlığımı koruyorum ama yetmişe girdim. Maneviyatım iyi ama Minimini Mâviş’i çok özlüyorum. O da boyuna “Dedem ne zaman gelecek” diye soruyormuş. Daha 3,5 yaşında olduğu için çocuk safiyetini muhafaza ediyor. En çok sevdiğim de bu safiyeti. Büyüyünce bu safiyet bozulacak. İnsanları göre göre hilekâr olacak ama ben onu görmeyeceğim.
Ali Beyle görüştün mü? Görüşmesen iyi edersin. Senin yüzün yumuşaktır. Yine sana bir iş yüklerler, alır ve yorulursun. Yine de iyi kişi olamazsın. Her işi bırakıp doçentlik için çalışmalısın. Ötesine aldırma. Yıllar geçiyor. Hâlâ yüksek mevkileri tutamadınız. Tutun ki yurda hizmetiniz olsun. Sonra Tunga ile Örpen’in tahsilleri işi az mesele değildir.
Buğra’ya her mektup yazışında gerekli öğütleri tekrarlamayı unutma. O da yalnız büyümüş zavallı bir çocuktur.
Hacettepe Üniversitesinden, lehimdeki dilekçeye imza koyan dost ve ülküdaşlara teşekkürlerimi söyle. Hiçbirini bilmiyorum. Sana selâm ve sağlık dileklerimi gönderir, Yenge’ye hürmetlerimi iletir, Tunga ile Örpen’in gözlerinden öperim.
Tanrı Türk’ü Korusun
Atsız