Adile Ayda’ya (13)

Hüseyin Nihal Atsız·

8 Ocak 1974, Salı

Çok muhterem Adile Ayda Hanım,

Yılın ilk gününde yazdığınız mektup, Toptaşına gittikten sonra, dönüp şimdi bulunduğum Bayrampaşa (Sağmalcılar) cezaevinde dün beni buldu. İyi dileklerinize teşekkür eder, yeni yılın size de uğur ve hayır getirmesini dilerim. Uzun zamandır mektup yazamayışınızın sebepleri hakkındaki ince tahlillerinize bir şey demeyeceğim. Ben dostluğu, vefakârlığı hareketlerde, jestlerde arayanlardan değilim. Benim için dost bir kalp taşıdığınızı biliyorum ve buna büyük değer veriyorum. Üstelik zamanınızı dolduran meşguliyetlere de vakıfım. Yalnız, mektubunuzun bir yerini anlayamadım: Af için Cumhurbaşkanı ile görüşmenizi telkin ettiğimi hatırlamıyorum. Mizacıma uygun bir şey değildir.

Acaba satırlarınızı yanlış mı anladım? Yoksa siz mi benim bir ifademi o şekilde mânâlandırdınız? Hapse girmeden önce, biri mebus, biri senatör olan üç kişi af için dilekçe yazmamı, mutlaka müsbet sonuç alacaklarını temin ettikleri halde, kabul etmemiştim. Onun için sizin mektubunuzun o bölümü beni hayrete düşürdü. Her halde, bir zuhul olacak.

Bir noktaya da üzüldüm: “insanlardan tiksiniyorum” şeklindeki ifadem için “bunlara ben de dahil miyim?” diye soruyorsunuz. Bunu nasıl düşünebiliyorsunuz, Adile Hanım? Kimlerden tiksindiğim, tiksineceğim belliydi. Halbuki sizi üstün insanlardan biri olarak tanıyor ve hürmet ediyorum. Son aylarda çok sıkıntılı bir hayat geçirdiğim için, mektuplara gereğince cevap yazamamıştım. “Ruh Adam” hakkındaki mektubunuz edebî bir tenkid değerinde olduğu halde, cevap yazamamıştım. Uzun uzun yazmak arzuma rağmen… Bir kaç gün önce, bir gazetede, romanlar hakkındaki bir yazınızı zevkle ve istifade ederek okudum. Bir romanın başarılı olmasının şartlarından biri diye, okuyucunun o romanda az veya çok kendisini bulması gerektiğini yazıyordunuz. “Ruh Adam” hakkında şimdiye kadar mektupla veya karşı karşıya yaptığım konuşmalarda bir kaç kişi, orada kendilerini bulduklarını söylemişlerdi: Yazınızı okuyunca, “Ruh Adam”ın başarılı olduğunu kabul ettim ve tabiî bundan inşirah duydum ve sizi asıl mesleğinizden ayrılmağa zorlayan o profesörleri de lâyık oldukları şekilde andım.

Hapiste olduğum için, dergimiz iki aydır, dizilmiş olduğu halde çıkmıyor. Sahipliğini kardeşime devrettiğim hakkındaki yazı kâfi değilmiş. Bunun noter senedi ile tevsiki lâzımmış. Bir gün buraya noter getirilecek, o şekilde devr ü teslim muamelesi tamamlanacak. Kasım-Aralık sayıları bir arada çıkacak ve devam edecek.

Derin saygılarımla bitiriyorum.

Atsız