Yücel Hacaloğlu’na (21)
3 Temmuz 1972
Azizim Hacaloğlu,
23 Mart tarihli mektubunu aldım. Evet, 23 Mart tarihini atmışsın. Bu da senin zihnen fazla meşgul bulunduğunu gösterse gerek ama daha bu yaşta iyi değil. Tabii, dediğin gibi her tarafın ahmaklarla dolu olduğunu görmek insana takvimi de, tarihi de, kendini de şaşırtır. Faik Türün gazetecilere yaptığı beyanlarda karşı tarafın henüz mücadele gücünü kaybetmediğini söyledi. Bunları kısa zamanda temizlemek elbette mümkündür ama bu kadar hukukî yollarla olmaz. Banu adındaki …… kolluk kuvvetleriyle oyuncak gibi oynayıp boyuna ifade değiştirip şaşırtmaca yaptığı halde bu Cici Bâyana temiz bir sopa çekip doğruyu söyletemiyorlar. CHP’nin yeni kurultayında Muammer Aksoy ile Alacakaptan dâvetli bulunuyor. Ecevit 40 kere halk diyor da bir kere bile millet demiyor. “Partimiz sosyalist değildir” diye verilen bir takrir oya konmadan iç ediliyor. Bütün bunlar sıkıyönetimin gözleri önünde oluyor. Doğrusunu istersen benim de ümitlerim kırılmaya başladı. Bu uyuşuklukla işler yürümez. Bahsettiğin üniversite tasfiyesini hele bir görelim. Bakalım işler nereye varacak.
Galip Erdem’in ve diğer bazılarının ihracını ben de gençlerden öğrendim. Sebebi aidatlarını uzun süredir vermemeleri imiş. Tabii bu kararla benim ilgim yok. Son kurultaya da katılmadım. Zaten başkan da değildim. Başkan Ahmet Kınık’tı. Bu sefer de Muzaffer Eriş oldu.
Yağmur’un yazılarından haberim yok. Çalıştığı yeri de bilmiyorum. Yalnız Buğra Köln’de bizim solcularla aleni bir tartışmasını ve onları mat ettiğini yazdı. Şu Adalet gazetesindeki yazılarından birini göndersen memnun olurum. Bakalım neler yazmış.
Ben Tercüman’ın “1001 Temel Eser” serisi için Oruç Beğ Tarihi’ni hazırladım. Eylül’de çıkacak. İstanbul’un sıcağında ve susuzlukla harap bu evde çalışmak çok zor oluyor. Yalnızım da. Civarımda oturan Kâniye biraz yardım etmese daha güç durumda kalacağım. Bostancı’ya taşınacağımı biliyorsun. Fakat geçen yılın Mayıs’ında apartımanı bitireceğini söyleyen müteahhit bu Mayıs’ta bile hazır etmedi. Sançar’ın arsasında yapılan yirmi otuz daireli bir apartımanın bir dairesi. Kaloriferli diye tamah ettim. Bu kış bu evin soğuğundan hastalanıp iyice yılmıştım. Bakalım orası nasıl olacak. Ankara’ya gelmeyi düşünemiyorum. Gayet dermansızım.
Zavallı Dündar Taşer’in uğradığı kazaya da akıl erdiremedim. Manevra yapan bir arabanın sadmesine uğramak için ya çok dalgın olmak, ya da arabanın çok hızlı gitmesi lâzım gelmez mi? Neyse Dündar gittikten sonra akıl yürütmek ukalalık oluyor.
Bana burada neşe veren tek şey Kâniye’nin iki yaşındaki oğlu Hakan. Ben ona Minimini Maviş Cin Kereta diyorum. Pek şirin bir şey. Bakalım ilerde ne olacak? Selâm ve sağlık dileklerimi yollarım. Maltepe’deki evin telefon numarası değişti. Bütün Maltepe değişti. Bizimki 52 03 41. İstanbul’a gelirsen beklerim. Tekrar selâmlar.
Atsız