Turan Kekevi’ye (6)
9 Ekim 1970
Azizim Turan,
Gazetelerdeki listelerden en çok Turan ve Hakan adlarına rastlanıyor ama ortada henüz ne Hakan var, ne de Turan… Fakat günün birinde bunların da olacağına inanarak yaşamakta büyük bir enerji kaynağı var. Yoksa ölmek işten bile değil. İstanbul’un en güzel ayı olan Ekim hakikaten güzel, tam bana göre günlerle geçiyor ama ben bütün fırsatları kaçırmakta rekor kırıyorum. Fakat bugün artık kesin kararımı verdim. Herkes Cuma namazı kılarken ben İstanbul’un kalabilen kırlarında Şaman duasına çıkacağım.
Ötüken’in Ekim sayısı ayın ortalarına doğru çıkacak. Sançar’ın o kadar çok işi var ki Ekim sayısını gelecek Ekim’de çıkarsa kimsenin söz etmeye hakkı olmaz. İstanbul’da dört gün kaldığı halde doğru dürüst oturup konuşacak zaman bulamadık. Çünkü o kadar çok yığılı iş vardı ki ancak üç beş kelimeyle Afşın Yayınlarının geleceği hakkında biraz fikir müdavelesinde bulunduk.
Şimdi sen kalan 7 ay askerliğini değerlendirmek için bazı plânlar kur. Plânlar ekseriya dağda bayırda gezerken akla doğar. Bilmem ki tatil günlerinde böyle gezecek zamanın oluyor mu? İzmir de galiba şehir olmaktan çıktı. Zaten iktidara geçince ilk işlerimizden biri şehirleri yıkıp yeni baştan sıhhî, estetik ve adama benzer kentler kurmak olmalı. İstanbul ilk yıkılacak şehirlerden biri olacak. Belki de yerine yenisini kurmadan bir meşe ormanı yaparız da bir zamanlar burada meşe odunlarının oturduğu ahlâfa anlatılmış olur.
İşlerim başımdan aşkın. Böyle olunca hiçbirini yapmamakla işi idare ediyorum. Hele bu havada gezmek bütün işleri bırakmaya değer. Gençlerden Erhan Demirutku’ya Jandarma subayı olarak Cizre’ye gitmek düştü. İyi kurra çekti. Başkaca havadis yok. Selâmlar. Sağlıklar dilerim. Tanrı Türk’ü Korusun.
Atsız