Turan Kekevi’ye (21)

Hüseyin Nihal Atsız·

8 Eylül 1975

Azizim Turan Beğ,

1 Eylül tarihli mektubunuzu ve 150 lirayı aldım. Teşekkür ederim. Ötükenleri ev adresinize muntazaman gönderiyorum. Ağustos sayısını da postaladım. Arada elinize ulaşmayan varsa bildirin. Postada daima böyle azizlikler oluyor. Mektubunuzu alınca abone olduklarını bildirdiğiniz diğer dört kişiye de son beş sayıyı yolladım. Çünkü onlara uzun süredir göndermiyordum. Dediğiniz doğrudur: Zenginler, eşekliklerinden dolayı komünizmle mücadele edenlere yardım yerine, ilerde bize kötülüğü dokunmasın diye komünistlere el altından yardım ederler. Ediyorlar. Vehbi Koç bile yardım ediyor. Bunları gördükçe Allah belânızı versin diyerek onları kendi hallerine bırakmak en mantıklı iş ama ara yerde memleket de batacak diye gücümüz yettiğince mücadele ediyoruz. Size bu mektubumla birlikte “Yolların Sonu”nun 4. basımını da gönderiyorum. Önceki basımda bulunmayan dört manzume daha var.

Nevzat Beğ, kendi gönderdiği parayı herhalde Saruhanoğlu kardeşlere göndermiştir. Onlar derginin basımına nezaret ediyor ve bir kısım abonelere irsalâtı yapıyorlar. Fakat kendilerinin de ayrı bir matbaa işleri olduğu ve onunla çok uğraştıkları için ikisi de gayet dalgın ve unutkan. Bu kardeşler Tıp Fakültesinin bir takım evrakını basmışlar. 200.000 lira alacakları var. Bunu iki aydır alamıyorlar. Akşama kadar fakültede kapı kapı dolaşıp duruyorlar. Bir memur kendilerinden alenen rüşvet istemiş. Hem de % 10, yani 20.000 lira. Onu dövmeye kalkınca da: “Gelin gidelim, dekanın yanında da rüşvet aldığımı söyleyeyim. Ben 1300 lira aylıkla geçinemem. Bu rüşvet benim hakkımdır” demiş. Bu rüşvet masalını herkes biliyor. Dekan da biliyor. Fakat bu kurulu düzeni (!) değiştirecek kuvvetleri yok. Memleket baştanbaşa böyle ahlâksızlıkla dolu. Yalnız ümit veren bir nokta var: Kısa devre yedeksubaylığa giden gençlerden birkaçı üç günlük izinle geldikleri zaman ordunun iyi, disiplinli, araç gerek bakımından zengin olduğunu, küçük rütbeli pek çok subayın Türkçü olduğunu söylediler. Zaten o da ötekilere benzerse yandık demektir. Televizyonda seyrettiğiniz Bozkurt olayını Reşide Sançar da görmüş. Hatta buna dair bir yazı yazdı. Ötüken’in Eylül sayısında çıkacak. Eylül yazıları hazır. Telefonla gençleri aradım. Bulamadım. Yine Eylül sonuna veya Ekim başına kalacak. Siz Ötüken’e abone bulmak için kendinizi yormayın. Olan olur. Olmayanlara sözümüz yok. Bu Ötüken benim çok zamanımı alarak Türk Tarihi üzerindeki çalışmama engel oluyor. Çalışmam çok yavaş ilerliyor. Şu Erbakan …….. zırzop laflarına Burhan Felek çok güzel bir cevap verdi. Bilmem gördünüz mü? 35 gün sonra seçimleri göreceğiz. Netice yine Adapazarı Belediye Başkanlığı seçimi gibi olursa bakalım Erbakan …….. ne diyecek.

O öğretmen hanımın Söke’ye tayini için Emin Bilgiç’e yazmamalı idiniz. Çünkü bu işe Kültür Bakanlığı değil, Eğitim Bakanlığı karışır. Şimdi siz acele olarak aynı talep ile şu adrese yazın: Veli Soysaldı, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı. Kendisini benim tavsiye ettiğimi de yazın. Delidolu, gayet zeki ve cesur biridir. Dört müsteşar yardımcısı arasında kimseden çekinmeden iş yapan odur. Emin Bilgiç biraz ihmalkârdır. İşi de çok. Benim mektubuma da cevap vermedi. Veli’ye hemen yazın.

Selâm ve sağlık dileklerimi, büyük acınız için sabır temennilerimi gönderir, Semiha Yenge’ye saygılarımı yollarım.

Tanrı Türk’ü Korusun.

Atsız

Mogadon almayın. O hakikî bir uyku ilâcıdır. Büyük doz Serepaks alın. Müsekkindir. Günde iki defa (biri yatmadan bir saat önce) alsanız da olur. İnsana huzur veriyor. Ben hapishanede onu kullanıp çok rahatladım.