Turan Kekevi’ye (13)

Hüseyin Nihal Atsız·

19 Nisan 1973

Azizim Turan Beğ,

Mustafa Kayabek bugün memleketi olan Eğin (=Kemaliye) de hapse girdi. Ben 15 Temmuzda gireceğim. O zamana kadar hiç değilse biriken mektuplara cevap verirsem kendimi yine de bir iş yapmış sayacağım. Sizin mektubunuza bile epey sonra cevap verişim sırf hâlâ eve yerleşmemiş oluşumdandır. Başka gaileler de caba. Başta dolandırıcı müteahhit olmak üzere…

Sizin “baş yarılır fes içinde, kol kırılır yen içinde” prensibinizi kabul ediyorum. Fesi baştan çıkaran biz olmadık. Perde arkasından iş yapanları, saman altından su yürütenleri bir bilseniz bana hak verirsiniz. “Ötüken’i Kim Yasak Ediyor” yazısını yazacak olan ben değilim. Sançar yazacak. Çünkü o Ankara’da işlerin daha ortasında bulunuyor. Kendisine bunun geri bırakılmasını isteyen ve söyleyen de Kimya Mühendisi “Mehmet Orhun”dur. Sançar, Mehmet Orhun’a Türkeş, Ötüken’in okunmasını yasak etmiştir dediği zaman Orhun buna imkân olmadığı cevabını vermişti. Önceleri ben de böyle sanıyordum. Fakat Soma’yı ziyareti sırasında Türkeş, Ötüken’i yasak ettiğini Muzaffer Eriş’e itiraf etmişti. Bunu bilen Nejdet Sançar, Mehmet Orhun’a: “Eğer Türkeş, Ötüken’i yasaklamadığı hakkında bir yazı gönderirse biz susar ve meseleyi kapanmış sayarız” demiş, Orhun da Türkeş’ten böyle bir yazı alacağına emin olarak ayrılmıştır. Fakat iki gün sonra gayet müteessir bir surette Nejdet Sançar’a gelerek: “Maalesef Türkeş böyle bir emir vermiş” demiştir.

Türkeş bir taraftan bizim yüzümüze siz eski dostlarsınız, onlar için kırk yıllık dostlarımdan ayrılamam der, bir yanda da Ötüken’in okunmaması için sözle emir verdikten başka MHP adına yaptığı genelgenin altına bu yolda imza atarsa artık biz onu dost sayamayız. Mesele bu kadarla da kalmıyor. MHP li gençler her kalabalık oldukları yerde Türkçü gençlere saldırıp onları dövüyor, yurtlarından atıyor, huzursuzluk yaratıyor. Tabii Türkçüler de buna karşılık verdiğinden gerginlik artıp düşmanlık haline geliyor.

Bu durum karşısında bizim susmamızı doğru bulur musunuz? Bu göz göre göre hakkının yenmesine göz yummak olmaz mı?

Bizim evvelce Türkeş’le bir anlaşmamız vardı: Parti taktiği gereği bizim prensiplerimize aykırı hareket mecburiyetini duysa bile bunu kendisi bizzat yapmayacak, bu konudaki konuşmaları, demeçleri maiyetindekilere verdirecekti. Buna rağmen …. aleyhinde gerek Türkiye’de gerekse Almanya’da kaç defa konuşmuştur. İşin garibi taraftar kazanıyorum zannederken taraftar kaybettiğinin farkında olmayışıdır.

Sonuç: Ok, yaydan çıkmıştır. Bakalım nereye düşecek? Siyasal duruma geldikte: Altıncı Cumhurbaşkanı Korutürk kutlu olsun. Kendisi Kemah menşeli bir ailenin İstanbul’da doğan oğludur. Her türlü siyasetten ve partilerden uzak 27 Mayısı tasvip etmeyen kişidir. Bence bir meziyeti de 4 yıl Moskova’da elçilik edip Rusların ne mal olduğunu bizzat görüp anlamış olmasıdır. Fakat ben iki gece önce rüyada İsmet Paşayı cumhurbaşkanı seçilmiş gördüm ve kendisini tebrik ettim. Uyandıktan sonra da ödüm patladı.

Rahatsızlığınız nasıl oldu? Tedavinin bir yolu da hastalığı unutmaktır. Tabii bu prensip her hastalık için doğru değildir ama ruhî olmayıp da sırf nevî olan bazı hastalıklar için doğrudur. Ben şimdi yine bu prensibe sarıldım. Yoksa bende de bir hayli şeyler vardır.

Zannederim yazacağım her şeyi yazdım. Hiç şüphesiz bir miktar unuttuğum da vardır ama ne yapalım, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.

Selâm ve sağlık dileklerimi gönderirim. Ülküdaşlara selâmlar.

Tanrı Türk’ü Korusun.

Atsız