Refet Körüklü’ye (13)

Hüseyin Nihal Atsız·

4 Temmuz 1975

Azizim Refet Körüklü Beğ,

Mektubunuzu alıp Muzaffer Amca ile dünyayı idare ettiğinizi öğrenince gayet memnun oldum. Biz de burada İzzet Amca ile dünyayı idare ediyorduk ama İzzet ortadan kayboldu. Güzelyalıya taşınalı irtibat ve bağlantı ve râbıta ve ilişki tüm kesildi. Bir hafta önce bana gelmişti. Ötüken’in Haziran sayısının parasını verecekti. Vermeyi unutup gitti. Hay bunak hay diyeceğim ama ben de parayı istemeyi unuttum. Eğer o günlerde gençler Ötüken’i getirselerdi parasını alamayacaklardı. Çünkü ben henüz maaşımı almamıştım. Dün maaşımı aldım ama Haziran sayısından henüz haber yok. Bu akşam veya yarın akşam belki gelirler. Ondan sonra gelsin ambalajlar. Bereket versin Kâniyeler dün geldi. İktidara geçtiğimiz zaman Kâniye ile Kâmuran’ı ambalajcıbaşı yaparız. Bu yeni Milliyetçi Hükûmetten pek fazla ümidim yok. Erik Yanaklı, bu memlekete öyle muktedir adamlar göndermiyor. İbişler, gebeşler, hödükler, hımbıllar, bönler, avanaklar, alıklar, dangalaklar çoğaldı. Onlar çoğaladursun akıl sahipleri sindi. Şimdi biz bu aklımızla Güzelyalıda devlet kurmaya kalkarsak Birleşmiş Milletler ne yapar bilemem.

Muzaffer Amca emekli olduktan sonra artık burada birleşip bir Emekli Sandığı kurar ve birbirimize maaş bağlar, fazla paramızla da, Kıbrıs Rumlarına yardım etsin diye Kızılaya bağışta bulunuruz.

Acaba Selenge ne yapıyor? Okula başladı mı? Belki de nişanlanmıştır bile…. Hey gidi zaman hey… Rüzgâr gibi geçiyor.

Hakan, getireceğiniz Ankara ayısının boyunu soruyor. İki elini açıp kapayarak bu kadar mı, bu kadar mı diye soruyor. Ben de belki fil kadardır diye cevap veriyorum. İstanbul’un sıcaklarından yaz nezlesi oldum. Fakat Lokman Hekim ve Hipokrat’tan sonra en meşhur doktor olduğum için kendimi tedavi ettim. Şimdi de Kâniye’yi tedavi ediyorum.

Bizim fakirhaneden Körüklü ve Eriş obalarına selâm, sevgi ve sağlık dileklerimi gönderirim.

Tanrı Türk’ü Korusun.

Atsız