Oğuz Şaban’a (1)
6 Ağustos 1968
Azizim Oğuz Şaban Beğ,
22 Temmuz tarihli mektubunuzu aldım. Çok dikkate değer buldum. Bu ülkenin gerçek çocukları olan Anadolu Türklerinin mühimce bir kısmı millî dâvalara hiç ehemmiyet vermiyorlar. Türkiye dışındaki Türklerden haberleri yok. Yalnız zevkleri ve kazançları için yaşıyorlar. Bunlar sosyoloji bakımından hayvanlaşmış insanlardır. Zaman zaman milletlerin tarihinde böyle buhranlar olur, insanlar çığırından çıkar, akıl azalır, yerini hayvanî duygular alır. Tarihte emsâli çoktur. Başka milletlerin de başından böyle hastalıklar geçmiştir. Bugün de bazı milletler bu tür hastalıkların içindedir. Türk Milleti 3000 yıldır demir iradeli şeflerin idaresi altında yaşamaya alıştığı için bugünkü demokrasiyi hazmedemiyor. Herkes kendi başına buyruk olmaya kalkıyor. Hele gönülleri heyecanlandıran millî ülkü etrafında toplanmadığı için böyle şuursuz, bencil ve uyuşuk yaşıyor. Türkiye’de azınlıklardan hepsinin, …………. kadar millî davaları olduğu halde bizimkiler bir Kıbrıs dâvasının azametini bile kavramaktan âciz kalıyor. Çünkü yıllardır okullarda çocuklara hiçbir millî fikir aşılanmadı. Millî tarihimiz öğretilmedi. Üstelik solcu, komünist, vatan haini öğretmenlere hocalık yaptırıldı. Tabiî o zaman ekilenler bugün yemişini veriyor.
Bugün yapılacak şey durmadan Türklük fikrinin propagandasını yapmak, bu memleketin asıl sahiplerinin öz be öz Türkler olduğunu anlatmak, bölücülerin doğu Anadolu’yu bizden kopararak ayrı bir Kürt devleti peşinde olduklarını söylemek ve bıkmadan, usanmadan söylemektir. 1925’teki Şeyh Said isyanı bir Kürt devleti kurmak içindi. Balkan Harbinde dindaşımız ve tebaamız olan Araplar, İngilizlerle birleşerek ordumuzu arkadan vurdular. Türk esirlerini kestiler. İstiklal harbinde …… yine ayrı devlet kurmak için ordumuzu arkadan vurdular. ……. Yunanlılarla birleşti. Bütün bunlar göz önündeyken Türkçü olmaktan başka çıkar yol var mıdır? Ülküsü olmayan millet gayesi olmayan serseri insana benzer. Yeryüzündeki bütün Türkleri birleştirmek için uğraşmak, bu uğurda kan ve can fedasını göze almaktan daha büyük insanlık duygusu olur mu? İnsanı hayvandan ayıran şey, bir gaye için ölümü göze almasıdır. Bir gaye için şeref ve haysiyeti için ölümü göze almayanlar hayvan mertebesindedir. Onlara insan gözüyle bakılamaz. Yalnız zevk için yaşamak ancak hayvanlara yaraşır. Hayvan doyduktan sonra hoşuna giden yerde uyur, bir de çiftleşir. İşte bu tam bir hayvanî harekettir. Böyle davranan insanların da hayvanlardan hiçbir farkı yoktur.
Bunları, anlayabildikleri nisbette anlatın. Anlayan olursa ne âlâ. Olmazsa hayvan kalmakta devam eder. Onlarla artık meşgul olmazsınız. Size bir iki kitap gönderiyorum. Okuyun ve okutun.
Bozkurtlar romanını okumuş mu idiniz?
Tanrı Türk’ü Korusun.
Atsız