Mesud Koman’a (1)

Hüseyin Nihal Atsız·

3.6.1943

Kardeşim Mesud Koman,

Bu sefer gayet geç cevap veriyorum. Böyle geç cevap vermeği senden öğrendim ama görüyorsun ki üstâdını geçmiş şâkird durumundayım. Bunun sebebi nedir biliyor musun? Ankara’ya gittim. Sakın gülme! Senin sinemaya gitmen, Mükrimin Halil’in roman okuması, Bakî Gölpınarlı’nın evlenmesi ne kadar tuhafsa benim de Ankara’ya gitmem o kadar tuhaf. Bunu ben de bilmiyorum ama ne yapayım ki hakikat budur. Hem de daha tuhafını söyleyeyim mi? Sakın gülme ha!.. İş takibine gittim. Anlatayım da dinle: Belki Tasvir ve Cumhuriyet gazetelerindeki ilânları görmüşsündür. 15 Mayıs’da Türk Sazı adında aylık bir mecmuamız çıkacaktı. Nazlanan matbaacıyı ikna edip sıkıştırarak 14 Mayıs sabahı her şeyini hazır etmiştik. Bâyilerle mukaveleler, ittifaklar, andlaşmalar yapmıştık. İspanya’da şatolar kuruyorduk. Fakat birden bire Ankara’da Matbuât Umum Müdürlüğü’nden gelen bir telgrafla mecmuanın satışa çıkarılması men edildi. Mecmuanın imtiyazı Balıkesir’de Reşide Sançar (kardeşim Necdet Sançar’ın refikası) tarafından alınmıştı. Ankara’dan gelen telgrafta şu iki nokta ileri sürülüyordu:

  1. Her ne kadar Balıkesir vilâyeti Reşide Sançar’a imtiyaz vermişse de bilâhere Emniyet Umum Müdürlüğü’nün yaptığı tahkikat üzerine Reşide Sançar’ın kimyâ öğretmeni olduğu anlaşılmış ve matbuât kanunu hükümlerine göre de memurlar ancak meslekî mecmua çıkarabileceklerinden imtiyazın usûlsüz alındığı anlaşılmıştır.

  2. İstanbul gazetelerine verilen ilânlarda Türk Sazı Atsız Mecmua’nın devamı olarak gösterilmiştir. Bu mecmua hükûmetçe kapatılmış olduğundan onun devamı olarak başka bir mecmua çıkarılamaz.

Derhal 64 lirayı gözden çıkararak Ankara’ya gittim. Selim Sarper’e dedim ki:

– “Memurlar meslekî mecmua çıkarırlar demek ancak gayr-ı siyâsî mecmua çıkarabilirler demektir. Bir kimyâ öğretmeninin kültürü fikrî mecmua çıkarmağa müsaittir. Mehmet Halid Bayrı Belediye memuru olduğu halde yıllarca folklor dergisi çıkardı. Sâniyen Orhun mecmuası hükûmetçe kapatılmıştır, ama bu matbuât kanununa göre ancak ben başka bir mecmua çıkaramam. Bu fikri benimseyen başka birisi çıkarabilir.”

Selim Sarper bana karşı çok hüsnüniyet gösterdi. Fakat burada anlatması uzun sürecek olan münakaşalara rağmen Türk Sazı’na müsaade etmedi. Yalnız Tanrıdağı’na yakında müsaade edeceklerine söz verdiler. İşte mesele bu… Onun için Türk Sazı’nın ilk ve son sayısını sana göndermekte şimdiye kadar geciktim.

Dört mebus sizlere ömür öldü. Bunlardan birisi Hüseyin Rahmi’ye, biri de Yahya Kemal’e mevudmuş diye işittim. İnşallah diğer ikisinden biri de sana mevud olur. Mebusluk pek de temenni olunacak bir şey değil, ama bazı kimselerin mebus olmasında memleket için hayır vardır. Ağustos’taki kurultaya ait teklifini kabul ederim. Bana eski harflerle ve oldukça aralıklı satırlarla yaz gönder. Ben de elimden geldiği kadar ikmale uğraşayım. Ne de olsa insan kendi eserinde hata yapıyor. Onun için benim görmem her halde iyi olur.

Kardeşim! Bu Konya sana yaramıyor. Sen ya Ankara’da mebus ol, yahud İstanbul’da sucu dükkânı aç. İstanbul’da iken sıhhatin iyiydi. Sana gıpta ederdim. Konya’da ise galiba sen bize gıbta ediyorsun.

Konya dergisi artık çıkmıyor mu? Bende en son 50’nci sayı var. 51, 52, 53, 1000, 15.000 falan çıkarsa isterim. Böyle dostluk olmaz. Vazifemiz dostların çıkardığı mecmua ve kitapları almak, çıkardığımız mecmua ve kitapları da onlara vermektir. Hepimizden selâmlar. Sağlıklar ve iyi haberler dilerim.

Atsız

Gönderdiğim Türk Sazı hakkında fikirlerini de beklerim.