İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’na (8)

Hüseyin Nihal Atsız·

19 Kasım 1951

Kardeşim Yılanlıoğlu,

16 tarihli mektubunu şimdi aldım. Bugün dersim yok. Evde vazife tashih etmekten sıkılmıştım, sana cevap vermek bahanesiyle vazife düzeltmeyi bıraktım. Hastalığım sürüp gidiyor. 8 Eylül’den sonra 10 Kasım’da bir kriz daha geçirdim. Sonuncusu hafif geçti. Daha evvelki müthişti. Dokuz gün hastahanede yattım. İlâç parası çok gidiyor. Bilmem ne olacak.

Orkun’da …………… için yazılan medihkar yazıya benim de çok canım sıkıldı. O …….. bozuntu herif için böyle bir yazıyı müştereken yazdıkları için İsmet’e, Gemuhluoğlu’na ve Bekir Berk’e çattım, ama kaç para eder? Dünkü pazar günü bizde idiler. Hacıömeroğlu ile Zeki Velidî de vardı. Orkun’un kapatılması meselesini görüştük. Ankara’daki Mefkûre Gazetesi’nin dördüncü sayısında kepazece bir yazı çıkmış: Irkçılıktan vebadan kaçar gibi kaçacağız diyormuş. Bunu hangi ….. yazdığı bilinmiyor. Fakat benim bildiğim bir şey var; ben artık bu memlekette Türkçü denen adamlarla iş ve gönül birliği yapamam. Hastalığımın asıl sebebi üzüntüden doğuyor. Üzüntüye de Türkçülerin manasız hareketleri sebep oluyor. Ankara’dakilerden bazılarına göre biz Orkun’da kendi reklâmımızı yapıyormuşuz. Bunu Hürriyet Gazetesinde Nihat Sami de yazdı.

………. Bozuntu herif, Fahriye yengeyi tayin etmediği gibi, Zeki Velidî’nin zevcesini de İstanbul’a nakletmedi. Hasan Ali devrinde de durum bundan başka türlü değildi. Allah topunun belasını versin.

Biz dördümüz oldukça iyiyiz. Benim safrakesem şu illetten kurtulsa adeta bahtiyar olacağız. Sizin de iyi olmanızı dileriz. Protokol caridir.