İsmail Hakkı Gökhun’a (5)
6 Mart 1972
Azizim Şaman,
1 Mart tarihli mektubunu alarak memnun oldum. Çünkü Kâzım’ın işini merak ediyordum. Neyse, bu da oldu. Bir kale daha zaptedildi demektir.
İdamlar konusunda ümitli değilim diyorsun. Peki o zaman bu devletin hele ordunun itibarı ve şerefi ne olur? Baskı yapılıyor diyorsun. Bu baskıyı yapan şu mıymıntı …….. mü? Benim başka yerlerden duyduklarım, bilâkis ordunun yani komutanların idamlarda ısrarlı olduğudur. Neticeyi yakında göreceğiz. Bugün idam mazbataları Meclise geliyor. AP liler ….. etmezse elbette bu üç serseri asılacak. Fakat bir de Sunay var. Merhameti tutup da bunu müebbed hapse çevirirse işler bozulur. Biz kendisinden başka herkese acıyan garip bir yaratık olduk. İzzet Yolalan’la gazozuna bahsimiz var: O da idam olmayacak diyor ve bunu söylerken CHP’li ahbaplarının tesirinde kalıyor. Galiba sen de ısrarlı iddiaların tesirinde kalıyorsun. Erim yakında Çıyan’ı kaçıran subaylar hakkında bilgi verecek. Bunu kendisi söyledi. İş bu raddeye geldikten sonra artık af, savsaklama siyaseti güdülür mü? Çilingiroğlu prof. oldu ama bak asıl solağı, Karaosmanoğlu’nu kabul etmediler. Yani solcuların sanıldığı kadar kuvveti yok. Ammâ bizim ……tayfasının ……. faydalanıp adam yerleştiriyorlar. İdamların yapılacağına dair istersen seninle de gazoz bahsine girelim.
Sana Almanya’dan bir işçinin gönderdiği kampanya vesikasını ulaştırıyorum. Üç itin affı hakkında… Resimli sayfanın dibinde kırmızı içine alınmış isim bu kâğıtları dağıtan itin adı imiş: S. Sölçün. Bu herif Türkmüş. Belki bu da Çıyan’ın karısı gibi devlet bursuyla okuyordur. Kırmızının yanındaki yazı da herifin adresi imiş. Belki siz okuyamazsınız. Ben Almanca adres usulünü bildiğim için okuyabildiğim kadar okuyayım:
8 München 13 / Schellingstrasse 48
Biliyorsun: “8” rakkamı Münih’in numarasıdır. Her şehrin bir numarası var. Sağdaki “13” (belki de 18) mahalle yani bölge numarası. Alt satır da cadde ve ev numarası. Al da ne yaparsan yap. Benim şeridi değiştirmek için seni çağırmıştım. Gelmedin ama Muzaffer değiştirmesini biliyormuş. O değiştirdi de yazılarım okunabilecek hale geldi. Bir de şunu söyleyeyim: Bana uçakla yollanan mektup önce Yeşilköy’e iniyor. Oradan Maltepe’ye gelmesi de bir gün sürüyor. Adi posta ile yollarsan Haydarpaşa’ya gelip beni daha çabuk buluyor. Böylece 10 kuruş da tasarruf etmiş olursun. 10 kuruşu bugün bankaya koysan 2000 yıl sonra birkaç milyar lira olur. Kalkınırız. Selâmlar. Sabahat Yenge’ye hürmetler. Bebemenlerin gözlerinden öperim.
T.T.K.
Atsız