Adile Ayda’ya (30)

Hüseyin Nihal Atsız·

2 Ekim 1975

Muhterem Adile Ayda Hanım,

Bundan önceki mektubumda, size anlattığım hikâyeye itirazınızı anlıyorum: Hayat sadece ızdıraptan ibaret değildir. Güzel anları ve onların unutulmaz hâtıraları da vardır. Vardır amma, insan beyninde hem azdır, hem de, nedense, daha çabuk unutulurlar. Herhalde insanların sevince susamış olmalarının neticesi…

Türk Tarihine çalışırken, bir müddet Ankara’da Sinoloji profesörlüğü yapmış olan kadın bilgin Von Gabain’in Gök Türkler hakkındaki bir yazısında yer alan birkaç hüküm dikkatimi çekti: Acının insan benliğindeki asîl duyguları kamçılayıp yükselttiğini yazıyordu. Yani, bir bakıma Göktürkler’in büyük devlet kurmalarındaki sırrın, başlangıçta çektikleri büyük acılarda olduğunu belirtiyordu. Edebiyatta da, büyük acıların bazen büyük eserlere ana olduğunun en güzel örneği Abdülhak Hâmid’in Makberi değil mi?

Bununla beraber, hayatın yaşanmağa değer olduğu hakkındaki fikrinizi kabul ediyorum. Şimdi beş yaşında olan manevî torunumun geçen yıl bir gün, bana gelişlerinde, “Dedeciğim, seni özlemeğe geldim” diyerek, çocuk zekâsı ve muhakemesiyle söylediği sözleri işitmek bile bir ömrün ızdıraplarına değer.

Hele hayatta, manasız ve bayağı su ve elektirik meseleleri olmasa, telefon bekçiliği olmasa, hayat, kabuğu ile de yense yine lezzetli olan bir portakala benzeyecek amma, suyu çekilmiş bir portakalı, kabuğu ile yemek gibi, bazı insanlara nasip olan tuhaf tesadüfler hoş olmasa gerek.

Amerika’ya muhtacız. Fakat ona asla güvenilmez. Vaktiyle Çan-Kay-Şek’i bıraktığı, dün Vietnam’ı bıraktığı gibi, Türkiye’yi de bir anda feda etmesi işten değildir. Şu katolik Kennedy, Küba’daki Rus füzelerinin tehdidinden kurtulmak için, Türkiye’deki Jupiter füzelerini çekmedi miydi? Ford’un da Ruslarla yaptığı yumuşamağa dönük konuşmalarda, bizi feda etmeyeceği ne malûm? Zaten ittifakımızın en civcivli zamanında bile, Türkiye’nin “esnek savunma”sı diye önce Rus işgaline razı olup, sonra kurtarmak, böylece Amerika’nın tam uydusu olacak bir memleket yaratmak fikirleri yok muydu?

Türkiye için tek çare, zaman kazanarak, Rusya ile tek başına savaşacak hale gelmektir. Lehimize şartlar var: Rusyada iç çöküntü başladı. Türklerde büyük bir uyanma ve kalkınma var. Çin tehlikesi var.

Bunun hazırlığına on yıl önce başlansaydı bugün ilk uçaklarımızı çıkarmış olacaktık. Yere batası partilerin bayağı mücadelesi yüzünden, ciddî çıkarlarımız ihmal olunup gitti. İlk günü 6 parti liderinin radyo konuşmalarını dinledim de hepsine olan nefretim katmerlendi.

Böyle satırlarla başınızı ağrıtmayayım. Bu mektup, her halde, elinize bayram günlerinde geçmiş olacak. Bu vesileyle Bayramınızı da kutlar, derin saygılarımı sunarım.

Atsız