Adile Ayda’ya (19)

Hüseyin Nihal Atsız·

1 Ağustos 1974

Muhterem Adile Ayda Hanım,

“Meslekî üzüntüler” tabiriniz bana çok şeyler anlattı. Hepimiz hayatta fî sebilillâh fenalık eden insanlara raslamışsızdır. Vazife hayatımda bu gibilerle de gayet sert çatışmalarım olmuş, velhasıl ömrüm çatışmalarla geçtiği için, olabileceğim kadar verimli olamamışımdır.

Siz de, belki çok haksızlığa uğradınız amma, ben, bunların arasında, “Tatar” olduğunuz için profesörlüğünüze engel olunmasını unutamıyorum. Buna engel olanlar, Mümtaz Turhan ve Mehmet Kaplan, tam avamdan kimselerdi. Kaplan hakkında Ötüken’in Mayıs sayısındaki yazıyı yazan genç, onun talebesidir. Gençliğinde bir aralık, iyice solcu olan Mehmet Kaplan, Felemenk ile Hollanda’nın ayni şey olduğunu bilmeyecek ve Yunus Emre’yi Türklerin yerleşik hayata geçişinin müjdecisi sayacak kadar gülünç bir insandır.

“Deli Kurt” hakkındaki kısa, fakat özlü tenkidlerinizi istifade ile okudum. Bu ay içinde “Bozkurtların Ölümü” ile “Bozkurtlar Diriliyor”, birleşik olarak; “Bozkurtlar” adı altında yeniden basılacak. Sizde bunların eski basımlarından biri olacak amma, bu yenisi baskı sanatı bakımından daha iyi olduğu için, ondan da takdim edeceğim.

Sonbaharda Nejdet Sançar’ın Nâzım Hikmet hakkında bir eseri çıkacak, daha sonra 1944 davasını ciltler halinde neşredecek. Kendisi şimdi Erdek’te dinleniyor.

Bana “ne yapıyorsun” diye sorarsanız, cevabım Mehmet Kaplan kadar gülünç olacaktır: Bir buçuk yıl önce taşındığım evi yerleştirmekle meşgulüm. Bir yerlere sığmayan kitaplar epey uğraştırıyor. Bu kitapları da, tarih doktorası yapan ve 1975 de dönecek olan küçük oğlum için saklıyorum.

Zannederim, tatil dinlenmesi için İstanbul’da bulunuyorsunuz.

Sıhhatinizin mükemmel olması dileği ile, derin saygılarımı sunarım.

Atsız