Yücel Hacaloğlu’na (14)
20 Ekim 1964
Azizim Hacaloğlu,
14 tarihli mektubunu aldım. Vefakârlığına teşekkür ederim. Sana Ötüken’in 10. sayısını gönderdim. 9. sayıyı da sen Ankara’dan almışsın. O halde işler yolunda demektir. Nüshalarını iyi sakla. Çok değil, on yıl sonra teleskopla arasan bulamazsın. Sen oranın sıcağından şikâyet ediyorsun. Ben bugün pencereden bizim bahçeye bakınca bayağı korktum: Erik ağacı çiçek açmış. Bu ayda böyle rezalet olur şey değil. Kıyamet mi kopacak nedir?
Geçende Galip Erdem geldi. İzmir’e gidip tekrar gelecekmiş. Onu fazla zayıf gördüm. Kendisine söylemedim ama bu kadar zayıflık iyi değil. Dün de Çavuşoğlu telefon etti. Artık aşkından kurtulmuş. Burnundan ameliyat olacakmış. Et aldıracakmış. Bu gibi ârızaların gençlikte aldırılmasının fazileti hakkında kendisine nutuk çektim. Zaten fonksiyonumuz bu: Öğüt vermek. Dinleyen yok ama olsun. Biz yine öğüt vermekte devam ediyoruz…
Ben senin yerinde olsam Ankara’ya nakil için hiç uğraşmazdım. Tanrının verdiği nimetin kadrini bil. Seni sessiz bir köye göndermişler. Nihayet 10 ay daha orda kalacaksın. Kal da başını dinle. Nasıl olsa önünde sonunda bu gürültülü, pis şehirlere düşeceksin. Köy gençlikte çekilir. İşte sana bir nutuk.
Buğra’nın İstanbul Lisesine nakli işi olmadı. O da ister istemez Avusturya Lisesinin birinci sınıfının edebiyat şubesine devama başladı. 35 haftanın 3’ü geçti bile. Ama herifin aşkı daha geçmedi. İşte bütün olaylar bunlar. Selâmlar. Gözlerinden öper, sağlığını dilerim.
Atsız