Yücel Hacaloğlu’na (11)

Hüseyin Nihal Atsız·

3 Nisan 1964

Azizim Hacaloğlu,

16 Mart tarihli mektubunu aldım. Evvelâ nisan-ı şerifini tebrik ederim. İstanbul’a bahar geldi, hem de biraz fazla geldi. Arkasından elbet bir oyun edecek ama biz kömürü, odunu bitirerek birkaç gün evde palto ile oturduğumuz için şimdilik hayatımızdan memnunuz. Hayatından memnun olmayan bir Çavuşoğlu var. Onun da sebebi malûm. Söz aramızda bu aşk Çavuşoğlunu bunaltmaya bile başladı. Geçenlerde bir gün bana telefon ederek gelmek istediğini bildirmişti. Bu pazara olmaz, bir dahaki pazara diye cevap verdim. Bir dahaki pazar oldu. Hazırlandık. Şaraplar, kebaplar tamam oldu. Saat 12 oldu. Tam bu sıralarda gelir diye bekledik. Ne gelen var, ne giden… Meğer âşık o gün Milliyetçiler Derneği’nin olağanüstü kurultayına gitmiş. Fakat beni o yüzden asmış değil, tamamile unutmuş. Bana geldiği zaman hâlâ hem âşık hem bunak, hem de nezleli idi. Tabii kendisine beş altı okka kadar nasihat ettim. O da herkes gibi dinledi…. O kadar.

Ötükenin 3. sayısındaki yazım Nurcuları çileden çıkarmış. Beni öldüreceklermiş. Hükûmet de bunlar aleyhinde kanun hazırlıyor ama önce adı “geri cereyanlarla mücadele” iken sonradan “zararlı cereyanlarla mücadele” oldu. Tabii Türkçülük de zararlı olduğu için o da bu kanunun şümulüne girecek. Bakalım felek neler gösterecek.

Türkiye Yıllığı’ndaki yazılarım şunlardır:

Türk Ünlüleri (Türkiye Yıllığı: 1947, s. 540-644).

Orta Asya Türk Devletleri Hükümdarları (Türkiye Yıllığı: 1947, s. 544-548).

Türkiye Hükümdarları (Türkiye Yıllığı: 1947, s. 548-549).

Anavatan Dışı Türk Hükûmdarları (Türkiye Yıllığı: 1947, s. 550).

Yabancı Devletler Hükûmdarları Listesi (Türkiye Yıllığı: 1947, s. 565-577).

Osmanlı Türklerinin Savaşları (Türkiye Yıllığı: 1947, s. 577-584).

Sen bu işi tamamlarsan ben de nerde ne yazmış olduğumu öğrenirim. Bazılarını cidden unuttum. Halkın tembelliği hakkındaki fikrine tamamen iştirak ederim. Çok tembel. Ruhlara çökmüş bir uyuşukluk var ki nerden geldiğini bilmiyorum. Belki manevî boşluktan, belki ülküsüzlükten. Halka hitap eden nesneler (sinema, tiyatro, kitap, gazete) de hep ahlâk ve fikir bozucu şekilde. Bu şartlar altında insanların daha iyi olmalarına pek imkân yok. Bekliyelim bakalım. Zaman neler gösterecek.

Buğra’nın tatiline 8 hafta kaldı. Fakat havalar güzel olduğu için adam havalı. Güneş batıncaya kadar gezip ondan sonra çalışmaya başlıyor. Şimdilik ders durumunda vahamet yok ama cebir ve hendeseden gelecek yazılı yoklama notları işi değiştirebilir.

Selâm ve sağlık dilekleri. Çevreyi iyi etüd et. Sonra makaleler yazarsın.

Atsız