Turan Kekevi’ye (3)
6 Mart 1970
Azizim Turan,
28 Şubat tarihli mektubunu aldım. Acele cevap veriyorum. Ötükenler bugün herhalde gelir. Tabii onun sevkiyatını acele yapmak lâzım. Üstelik bir de küçük ameliyat geçireceğim. Ben kendi kendime prostat teşhisi koyarak büyük bir ameliyat geçireceğim sanırken iş küçülünce bayağı sevindim. Bereket versin hanım da bir ay için Almanya’dan geldi. Fakat bu bir ayı mühim işler için hep koşuşturmakla geçirecek. Bir defa da Ankara’ya gitmesi lâzım.
Sen romantik çağda olduğun için aşkın tatlı hastalık olduğunu anlamamışsın. İkincisinde bunun farkına varacaksın. İnsan, aşkını ebedî sanır. Ebedîdir de. Fakat ebediyet üç dört aylık bir şeydir. Biz Tıbbiyede iken “göz nâmütenâhiye (= sonsuzluğa) baktığı zaman dinlenir”, diye öğretmişlerdi. Fakat aynı hoca “göz 6 metreye bakınca istirahat halindedir”, demişti. Demek ki sonsuzluk 6 metre… Artık gerisini sen hesapla.
“Tüm” kelimesi Anadolu’nun bazı yerlerinde kullanılıyor. Moğolcada da aynı anlamda kullanılmakta. Belki bize onlardan geçmiştir. Bizden de onlara geçmiş olabilir. Fakat edebî dilimizde Türkçe bir kelime olan “bütün” dururken ve bu kelime Tatarlar’da falan da varken mahallî bir ağız olan tümü kullanmak doğru değil. Hele bunu komünistler dillerine doladıktan sonra hiç doğru değil. Çünkü daha güzeli ve yaygını olan “bütün” dilimizde yaşıyor.
Selâm ve sağlık dileklerimi gönderirim.
Tanrı Türk’ü Korusun.