Osman Nuri Kurt’a (9)

Hüseyin Nihal Atsız·

16 Mayıs 1971

Azizim Osman Nuri Kurt Beğ,

Mektuplarınızı ve gönderdiğiniz belgeleri aldım. Sağ olun. Ben hem işlerimin çokluğundan, hem de sıhhatimin iyi olmayışından çabuk cevap veremiyorum. Şimdi bu mektupta biriken meselelere temas etmek istiyorum.

Ötüken’in son sayısını (nisan sayısını) bildirdiğiniz adreslere teker teker yollamıştım. Fakat onları yolladıktan sonra siz o arkadaşlardan bir kısmının adres değiştirdiğini bildirdiniz. Olan olmuştu. Şimdi elde mevcut iki üç dergiyi sizin adresinize gönderiyorum. Almayanlara verirsiniz. Bundan sonra hepsini toptan size yollarım. Siz dağıtırsınız.

Gönderdiğiniz parayı aldım. İki gün önce bir paketle size bazı kitap ve bildiriler yolladım. İstanbula indiğim bir gün, işinize yarayacağını tahmin ettiğim kitaplardan bulursam alıp göndereceğim.

1944 davasındaki bizlerin resimlerimizi istiyorsunuz. Biz resimleri duvara asılacak kadar mühim kimseler değiliz. Bu sebeple bu arzunuzu yerine getiremeyeceğim. Zaten o 23 kişiden ikisi bize ihanet etmiştir…. Size Ziya Gökalp gibi büyük Türkçülerin büyük boyda resimlerini bulursam göndereceğim. Bir de Ergenekondan çıkış tablosundan göndereceğim.

Yazılarınızdan MHP’ye ait olanları Ötüken’de basamıyoruz. Albay istemiyor. Sebebi şu: MHP’de bize ve Ötüken’e şiddetle muhalif, hatta düşman olan bazı elemanlar var. Bunlar bunu vesile yaparak Albay aleyhinde propaganda yapıyorlar. O da parti lideri olmak dolayısıyla toplayıcı bir rol oynamak mecburiyetinden ötürü bu hususta ihtiyatlı davranıyor. Zannederim parti oldukça gelişiyor. Bilhassa gençler arasında taraftarları çoğalıyor. Hele sıkıyönetimden sonra yapılan komünist tevkifatı Albayın evvelki uyarmalarının ne kadar haklı olduğunu gösterdiği için kendisine karşı hükûmet içinde de bir sempati olduğu söyleniyor.

Türkiye’de durum şimdilik iyi gidiyor. Yalnız aranılanlardan çoğunun hâlâ yakalanamaması bunları saklayan birçok hainler olduğunu gösteriyor. Fakat şimdi askerler birçok yerlerde idareyi ele alarak ciddî şekilde bunların hakkından gelme yolundalar. Komünistlikle Kürtçülük atbaşı beraber gidiyor. Yakalananlar arasında çok Kürt var. Zaten onların maksadı da Türkiye parçalansın da nasıl parçalanırsa parçalansın. Bu Kürtler yüzünden benim 15 aya mahkûm olduğumu biliyorsunuz. Şimdi bu dava temyizden geri gelerek tekrar başladı ama hiç de iyi gitmiyor. 9 Haziranda ikinci defa savunma yapacağız. Temmuzda da herhalde karar verilir. Bakalım ne olacak.

Mecliste birçok Kürt mebusları tanıyan bir Kürtçüden bahsetmiş, fakat adını vermemiştiniz. Bunun adını mutlaka verin. Hatta biliyorsanız adresini de yazın. Düşmanlarımızı bilelim.

Bayan Kasarcı için fazla zahmete girmeyin. Komünist olmadıysa nerde olmasının ehemmiyeti yok.

Sıkı yönetim dolayısıyla İstanbul’daki solaklar hep süt dökmüş kediye benzedi. Yüksek okullar birer birer açılıyor. Onlar da kuzu gibi gelip derslere devam ediyorlar. Hele duruşmalar sonunda birkaç tanesi sallandırılırsa beş on yıl sesleri çıkmaz. Fakat Süleyman Demirel hükûmetinin açtığı pürüzleri kolay kolay gidermek mümkün değildir. Zaten bozuk olan ahlâk suiistimallerle büsbütün bozuldu.

Tös’lü Kamber’e yazdığınız açık mektubu maalesef Ötüken’de basamayacağız. Sıkı yönetim bu gibi sert yazıları hoş görmüyor. Bundan başka işittiğimize göre herif hakkında takibata geçilmiş. Buradaki gazetelere geçmeyen pek çok güzel işler yapılıyor. Birçok solaklar şimdi korkudan milliyetçi oldu. Siz de orada milliyetçi mücadelenize devam ediniz. Yalnız, tabii, ihtiyat ve temkini de elden bırakmayınız. Kambere gönderdiğiniz mektup herifi deliye çevirmiştir. Türkiye’de icraatın en zoru maarifte olacaktır. Çünkü öğretmenler arasına pek çok komünist sızmıştır. Maarif Bakanlığı ise herhalde binlerce öğretmeni birden tasfiye cihetine gidemeyecektir. Bakalım bu işi nasıl halledecekler?

Selâm ve sağlık dileklerimi yollarım. Size ve arkadaşlarınıza başarılar dilerim.

Tanrı Türk’ü Korusun.

Atsız