Hasan Oraltay’a (6)

Hüseyin Nihal Atsız·

5 Aralık 1971

Azizim Hasan Oraltay Beğ,

İki büyük zarfla gönderdiğiniz fotokopileri ve mektupları, yazıları, sonra da bayram tebrikinizi aldım. Hepsine teşekkür ederim. Cevapta çok geciktiğim için kusura bakmayın. Hem işlerim çok, hem de rahatsızım. Maddî ve manevî olarak rahatsızım. Memleketin durumu da çok üzüyor. Bir başıboşluktur gidiyor. Son olarak Süleyman Tekiner Beğ’in yolladığı “Dergi”leri posta idaresi vermedi. İlk partisini tetkik için Ankara’ya, ikinci partisini de İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderdi. Bizzat giderek yaptığım müracaat boşuna oldu. Meğer Münih’i demirperde arkası memleket sanıyorlarmış. Böyle olmadığını ispat ettik ama yine de dert anlatamadık. Dün de Maltepe Postahanesi bana gelen paket için 684 lira gümrük parası istedi. Nedir bunlar diye sordum. Yine Dergiler değil mi? Öfkeden delirecektim. 70 kadar derginin kendisi o kadar para etmez dedimse de yine dert anlatamadım. Hem de bu dergi bana tek nüsha olduğu zaman kapıma kadar geliyor. Çok olunca kuşkulanıyorlar. Tabiî benim İstanbuldaki paket postasına gidip uğraşacak gücüm olmadığı için işler kaldı. Bunu Tekiner’e de yazdım ve göndermemesini bildirdim. Böylece hayırlı olacak bir teşebbüs de kaldı.

Beri yandan hükûmet buhranları, demokrasi oyunları, parti rezaletleri göğe kadar yükseldi. Beş komünist hapisten kaçtı. Ben oraya bir defa gitmiştim. Oradan 15 metrelik tünel kazıp kaçabilmek için içerden çok kuvvetli destek görmek lâzım. Bakalım sonu ne olacak?

Altın elbiseli adam hakkındaki neşriyatın durması Rusların işidir. Almatı, eski Batı Gök Türk ülkesi içindedir. Burada çok eski zamana ait Türkçe yazılar çıkması bu ülkenin Türklere ait olduğunu ispat ettiğinden Rusların işine gelmez. Halbuki orada Türklerle hiçbir ilişkisi olmayan ayrı bir Kazak milletinin yaşaması onların daha çok işine gelir. Bu sebeple neşriyatı durdurmuşlardır. Komünistler her yerde geriliyor ve sönüyor ama domuzluğunu yapmaktan da bir an vazgeçmiyor.

10 gün önce bizim apartmana giden bir arkadaş parke ve marley döşemesinin bitmek üzere olduğunu söylemişti. Tabiî, bu kış artık geçti. Haziranda eksiksiz olarak girileceğini umuyorum. Para değerinin düşürülmesi ile malzemede fiyatlar arttığından müteahhit, işi zamanında bitiremedi. Nejdet Sançar da geciktiği takdirde alması gereken tazminattan vazgeçti. Evin malzeme ve yapısının iyi ve sağlam olduğunu hem Muzaffer Eriş hem de mimar Suphi Tevetoğlu garanti ediyor. Nihayet sağlam bir eve gireceğiz demektir.

Bu mektupla Balçova’ya gönderdiğim 411 liranızın makbuzunu da yolluyorum. Hamza Sadi Özbek’in de öldüğünü duymuşsunuzdur. Tanrı rahmet eylesin. Selâm ve sağlık dileklerimi, Cenge’ye hürmetlerimi yollar, Batır ile ablalarının gözlerinden öperim.

Atsız