Arif Türkdoğan’a (9)

Hüseyin Nihal Atsız·

22 Mart 1946, İstanbul

Azizim Arif Türkdoğan Bey,

12 Mart tarihli mektubunuzu aldım. Teşekkür ederim. Isparta’da aleyhime açılan dava eski bir hikâyedir: Orhun’un 15’inci sayısında “Türk Kızı Ağlasın” diye bir yazı çıkmıştı. Bu yazıyı yazan Canip Sıtkı Ispartalıdır ve benim talebemdir. Isparta’daki Kız Enstitüsü öğretmenlerinden birinin Isparta’da enterne edilmiş bir İtalyan subayı ile macerasına telmih olan bu yazı üzerine hem Nezahat Özütürk adındaki bu öğretmen, hem de enstitü müdürlüğü dava açtılar. Dava, esasen yazıyı yazan aleyhine açılmıştı. Fakat matbuat kanunu hükümlerine göre gazetenin sahibi de bu gibi davalara ithal edildiğinden ben de dava olunmuş bulunuyordum. Davanın ilk celsesi ben İstanbul’da, emniyet müdürlüğünde mevkufken yapıldı. Fakat bizzat davamı müdafaa edeceğimi söyleyerek ifade vermekten istinkâf ettim. Adliyeden gelip emniyet müdürünün odasına kurulan mahkeme ile bir saat çekiştik. İfade vermedim. Ben askerî ceza evine gittikten sonra da dört defa beni çağırdılar. Süngülülerle adliyeye gittik. Yine ifade vermedim. Askerî mahkemedeki davam bitmeden bu davaya bakılamayacağını ileri sürdüm. Bu mütaleayı ileri sürmekte haklı idim. Mahkemeler hakkımı teslim ettiler. Fakat Isparta’daki savcı işi mütemadiyen körüklüyor. Bu körükleme de Isparta’daki Kız Enstitüsü kanalı ile Hasan Âli’den geliyor. Şimdi ben tahliye olununca işi yine kurcaladılar. Yine aynı şeyleri söyledim. Bakalım ne olacak? Sonu benim için iyi gözükmüyor.

Nejdet Sançar Zonguldak’ta bulunuyor. Adresi şu:

Suat Bey Sokağı, Nu: 15, Terakki Mahallesi / Zonguldak

Bizim mahut davadan daha bir haber yok. Dediğiniz gibi, işin uzaması belki de hayırlı olur. Başkaca yazılacak bir şey yok. Sağlıklar diler, selâmlarımı yollarım.

Atsız