Bir Teröriste Statü Vermek Hıyanettir
Yapay zekâ ile hazırlanmış bir "Bugün yaşasaydı ne derdi?" denemesidir. Ayrıntı
Haber: Öcalan'ın İmralı'da yeni yere geçişi ne anlama geliyor?
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı Cezaevi'nde kendisi için hazırlanan yeni alana geçmesi, yürütülen çözüm sürecinde yeni bir aşamaya geçilip geçilmediği tartışmasını gündeme getirdi. Ankara'da DEM Partili ve AKP'li kaynaklara, İmralı'daki değişikliği nasıl yorumladıklarını sorduk.
Abdullah Öcalan adlı kanlı terör örgütü PKK'nın elebaşının İmralı'da yeni bir yere taşındığı ve bunun bir "çözüm süreci" içinde değerlendirildiği haberleri, Türk milletinin vicdanını kanatan, aklını bulandıran bir siyaset teranesidir. Bu, devlete ve millete karşı işlenmiş bir cinayetler zincirinin başı olan bir teröriste, üstelik Türk'e kurşun sıkmış bir hainin başına, "statü" ve "koordinasyon rolü" bahşetme çabasından başka bir şey değildir. Bu ciddiyetsizliği, bu gafleti ibretle karşılıyorum.
DEM Parti'nin, bu adımı Öcalan'ın süreci yeniden ivmelendirme girişimi olarak görmesi ve ona "koordinasyon rolü" verilmesini istemesi, bölücülüğün ve Türk düşmanlığının açık bir tezahürüdür. Bir terör örgütünün liderine, devletin resmi bir mekanizmasında rol biçmeye kalkmak, doğrudan doğruya devlete ve millete meydan okumaktır. Bu zihniyet, Türk yurdunu bölmeyi, Türk milletini dağıtmayı amaçlayan bir hıyanet içindedir. Buna göz yummak, bu talepleri "tartışmaya değer" görmek dahi millî şuursuzluğun daniskasıdır.
Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerinin ise bu taşınmayı "daha rahat görüşebileceği bir yer olması" veya "farklı kesimlerle temas kurabilmesine yönelik bir hazırlık" olarak açıklaması, milletin aklıyla alay etmektir. Bir teröristin rahatı veya kimlerle görüştüğü, Türk milletinin nezdinde zerre kadar değer taşımaz. Bu tür açıklamalar, "siyâset terâneleri"nden farksızdır. Türk ırkı, yüzyılların verdiği siyasî sezişle bu tür oyunları kolay kolay yutmaz, çabuk karar değiştirmez. Bir teröristle masaya oturmak, ona yeni imkanlar sunmak, Türk'ün düşmanına el uzatmaktır. Bu, millî iradeye ve devletin ciddiyetine vurulmuş ağır bir darbedir.
Türkçülük, taviz vermeyen, Türk milletinin düşmanlarına karşı dimdik duran bir davadır. Türkçülükten sapan veya taviz veren hiçbir parti Türkçülerce tutulmaz, tutulamaz. Abdullah Öcalan, kanlı eylemleriyle binlerce Türk evladının katili, Türk yurdunu bölmeye çalışan bir haindir. Onun için yapılması gereken tek şey, kanun önünde hesap vermesidir, ona herhangi bir ayrıcalık tanımak değil. Bir teröristin "statü" veya "koordinasyon" peşinde koştuğu bir ortamda, Türk devleti ancak kararlılıkla, tavizsizlikle ve vatan hainlerine karşı demir yumruğuyla durmalıdır. Bu tür "çözüm" adı altındaki gevşeklikler, ancak Türk düşmanlarının ekmeğine yağ sürer, millî birliği dinamitler.
Yararlanılan yazılar
Bilgi: Bu yazı, Hüseyin Nihal Atsız'ın yazılarından yararlanan bir yapay zekâ tarafından hazırlanmıştır. Yorumlar Atsız'ın kendi sözleri değildir; "Bugün yaşasaydı ne derdi?" sorusuna bir cevap denemesidir.