Türk ırkı, Anadolu’ya heybetli bir çığ gibi indi; Bozkurt nesline yaraşan bir gösterişle yerleşip tutundu ve Batı’dan gelen yabancı sellere karşı orasını bir asır kan ve can bedeliyle müdafaa ettikten sonra bu toprakların tapusunu ihtiyar tarihin elinden
Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde doktorlar sahte rapor vermez. Mektebe gelmeyen talebe hastaydım diye yalan söylemez. Kadınlar ve erkekler aşkı, millet ve vatan duygularından üstün tutmaz. Sancak kutlanır ve saygı görür. Bayrak katlanmak için bile yere konmaz.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir heyet, Gülcemal vapuru ile Çanakkale”ye gitti. Sahillerden bakarak gûya şehitleri ziyaret etti. Hattâ bu yıl, garip bir tesadüfle İngiliz donanmasına mensup askerler de karaya çıkarak kendi mezarlarını ve âbidelerini
Aziz Türk milleti! 3 Mayıs 1944 sonrasının, küçük mikyasta da olsa, hortlama temayülleri göstermesi karşısında vicdanımızın sesine uyarak bu açık mektubu yayınlamağa ve senin asil vicdanına ve üstün aklıselimine hitap etmeğe karar verdik. Haklarında üvey evlât muamelesi
Zaten biz onu eskiden beri tanırız. Ara sıra hindi gibi kabarır, sonra yelkenleri suya indirirdi, ilk zamanlarda palavralarına bayağı değer verir olmuştuk. Artık alıştık. Ya kızıyor, ya gülüyoruz. Biz Roma hülyasını, kütle halindeki İstanbul ve İzmir ziyaretlerinin
Amerika’da yapılan ve esrarı Amerika ile Kanada’da bilinen atom bombası sırlarının Ruslar tarafından nasıl çalındığı malûmdur. Birçok bilginler, bilhassa ırk bakımından Alman ve İtalyan olanlar, Amerika vatandaşı olmalarına rağmen bu sırları Ruslara bildirdiler. Ruslar bu sayede atomun
Haftalık “Millet” dergisi epey zamandan beri Türkiye’deki Moskofçuluk faaliyeti ve bu faaliyetin mazisi hakkında yazılar neşrediyor. Seri halinde çıkan bu yazılara ifşaat demek daha doğrudur. Çünkü bu yazılar bilinmeyen, pek az bilinen, pek az kimseler tarafından bilinen
Yalnız yaldızlı insanlık sevgileri ile değil, ulviyetçe ondan aşağı olmayan ve çelik kadar sağlam vatanseverlikle birbirinize bağlanınız. Etrafınızda tunçtan bir kale yapıncaya kadar her gün bu çelik bağları daha ziyade takviye ediniz. Ancak böyle sağlam bir kalenin
Zeki Velidi Togan, hiç şüphesiz, tarihe “büyük bir tarihçi” olarak geçecektir. Hatta genç tarihçi Yılmaz Öztuna onun için “şimdiye kadar gelmiş en büyük Türk müverrihi” tabirini kullanmıştır. Zeki Velidi Togan daha pek genç yaşında tarihe millî bir
