Her şeyden önce yarının Türk anaları oldukları düşünülerek yetiştirilmelidir. Dünyadaki muhtelif milletler arasında Türkler, kadına gerçek değerini veren belli başlı milletlerden biridir. Eski Yunanlılar, Romalılar, Araplar, İranlılar ve Hintliler kadını kötü bir yaratık sayıyor ve ona esir
“Şark”, “garp”, şimal”, “cenup” kelimelerinin Türkçeleri okul kitaplarında “doğu”, “batı”, kuzey”, “güney” olarak geçmektedir. Biz de bunu kabul ediyoruz. “Doğu” ve “Batı” eskiden beri biliniyordu. “Kuzey” ve “Güney” kelimeleri de uydurma değil, Anadolu’da kullanılan sözlerdir. “Şimal” anlamına
Dünya Türklüğü yalnız Türkiye’dekilerden ibâret değildir. Rusya, İran, Çin, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Rodos, Kıbrıs, Suriye, Irak ve Afganistan’daki Türklerin sayısı Türkiye’dekilerden daha çoktur. Mısır’da, Libya’da, Avrupa’da, Kuzey ve Güney Afrika’da, Uzakdoğu’da yaşayan ve herhalde birkaç on bin
Doktor, siyaset ve devlet adamı, tarihçi ve Türkçü olarak Türk tarihinde ileri bir yeri olan Rıza Nur’un en kuvvetli cephesi Türkçülüğüdür. Doktor olarak, bilhassa Kurtuluş Savaşında, milletine değerli hizmetler yapan, sünnetçiliği ilmî bir şekle koyarak bu alanda
Pınar başına geldi Bir elinde güğümü; Çattı yay kaşlarını Görünce güldüğümü, Bağlamıştı gönlümü Saçlarının düğümü. Bilmiyordum bu örgü Acaba bir büğü mü? Sordum: Nerdedir yerin? Nedir senin değerin? Yedi kıral vurulmuş, Ne bu ceylan gözlerin? Hangisine varırsın
Bir gazete okuyucusunun, elifbamıza “x” ve “w” harflerinin de alınıp alınmaması hakkında ortaya sürdüğü düşünce epey dallandı budaklandı. Birçok kimselerin ve bu arada üniversite hocalarından bazılarının fikirleri soruldu. Netice itibarıyla bazıları ecnebî adların asıl imlâsıyla, bazıları da
Yahudi denilen mahlûku dünyada Yahudi’den ve sütü bozuklardan başka hiç kimse sevmez. Çünkü insanlık daima kuvvete, kahramanlığa ve iyiliğe tapındığı halde Yahudi zilletin, korkaklığın, kötülüğün ve seciyesizliğin örneği olmuştur. Dilimizdeki ‘Yahudi gibi”, “çıfıtlık etme”, “çıfıt çarşısı”, “havraya
Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti, Edebiyat Fakültesi Talebe Mecmuası adında bir mecmua neşretti, öteki talebe cemiyetleri gibi edebiyatçılar da şimdiye kadar pek verimli işlere girişmiyorlar, yalnız danslı çay, balo, mezun arkadaşlar şerefine kır eğlencesi, yeni profesörler şerefine Yalova
Biyoloji bakımından canlıların, yani hayvanlarla bitkilerin gayesi kendi soyunun bütün dünyayı bürümesidir. Hiçbir hayvan veya bitki cinsi dünyayı kaplayamıyorsa bunun sebebi aynı gayeyi güden başka cinslerin mukavemetine maruz kalmasıdır. Cinslerin aynı gaye için yaptıkları bu tesir ve
