İnkılâbın fahrî avukatlığını yapmak ve bazılarına yaranmak için memleketin namuslu çocuklarına dil uzatan Ahmet Muhip Efendi inkılâbın mahkemesi tarafından altı ay hapis cezasına çarpıldı. Bu, onun hakkıydı. Kendisi de bunu bildiği, daha doğrusu sezdiği için sekiz celse
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden; Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu… Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay
Yön adlı bir aşırı solcu derginin 25 Eylül 1964 tarihli 78. sayısında devlet kuvvetlerini derhal harekete geçmesi gereken bir yazı yayınlandı. “Millî Emniyet Teşkilâtı Islah Edilmelidir” başlığını taşıyan bu imzasız yazıda devletin iç ve dış güvenliğini sağlayan
Komünizm, artık bütün dünya ve bilhassa bizim için iktisâdi bir fikir veya toplumsal bir düzen olmaktan çıkmıştır. Komünizm bugün, yalnız Moskofçuluk demektir. (O tarihlerde (1950) henüz Maoculuk vs. yoktu) Fransız ve İtalyan komünist partileri şeflerinden Pilipin komünist
Türkiye ahlâk buhranı içindedir. Bunun ilk sebebi ne olursa olsun gelişmesi, artması demokrasi yüzündendir. Çünkü demokrasideki basın hürriyeti daima kötüye kullanıldığı için, ahlâksızlıkların yayılmasında başlıca faktör olmaktadır. İnsanlar gördükleri şeyi kaparlar. Terbiyeli insanların çevresinde yetişenlerin terbiyeli, fena
Dinin bir ruh ihtiyacı olduğunu bilim kabul etmiştir. Daha zekâsının pek iptidaî olduğu zamanlardan beri, insanların din sahibi oldukları da bilinen gerçeklerdendir. Zekânın ve bilimin yükselmesiyle dinler de yükselmiş, tek Tanrılı dinlerle dinler çağı kapanmış, din uğruna
Birinci Cihan Savaşı sonlarında Moskof Çarlığı”nın yıkılmasıyla kurulan Azerbaycan Türk Devleti, 27 Nisan 1920”de komünist Ruslar tarafından istilâ olunarak ortadan kaldırılmış, bu sırada Moskoflar”ın her girdiği yerde âdetleri olan kırgınlar, yağmalar ve vahşetler bol bol yapılmıştı. Azerbaycan,
Ulus gazetesinin 18 Haziran 1966 tarihli sayısında “Irkçı ve Turancı Dergiler Okullara niçin Gönderiliyor? Bakana Tekrar Soruyor ve Cevap İstiyoruz” başlığı altında gayet cahilâne bir yazı yayınlandı. Bu imzasız yazıya göre Irkçı-Turancı diğer dergilerle birlikte biz de
Profesör Fındıkoğlu Ziyaeddin Fahri 16 Kasım 1974’te hayata veda etti. Doğru bir insan ve sağlam bir Türk milliyetçisi olduğu için burada birkaç satırla hâtırasını anmak ve unutulmuş bir cephesini hatırlatmak istiyorum. Onu 1939-1944 yıllarında, Özel Boğaziçi Lisesi’nde
