Türk ulusunun kızıl dalgadan etkilenmesi ve yurtta komünizmin bir tehlike olarak yandaşlar toplaması, yazdıkları ve söyledikleriyle dönemin en büyük düşünürlerinden, tarihçilerinden biri olan, fikir babamız ve kut’lu atamız Nihal Atsız‘ı ve onun gibi düşünen bütün Türkçüleri komünizm
Bir-iki gün sonra kendisini ziyaret edecektim. Önümüz mübarek Kurban Bayramı idi. Ese, dosta bayram tebrikleri hazırlamış, bu arada Atsız Hoca’ya da yazmış, fakat postaya vermekten son anda vazgeçmiştim. Nasıl olsa birkaç günlük tatil vardı. Bu vesileyle Hoca’yı
H. Nihal ATSIZ’ı bundan 22 yıl önce 11 Aralık 1975 günü kaybetmiştik. Yalnız kaybettiğimiz onun toprağa kavuşan bedeni olmuştur. Fikirleri bugün dahi ışıl ışıl parlamakta, dimdik ayakta durmaktadır. Bugün bizlerin en büyük görevi, ATSIZ’ı Türk devletinin yarınlarını
Hüseyin Nihal Atsız, komünizm, bölgecilik ve mezhebçilik gibi Türk devletinin varlığına yönelmiş zararlı akımlara karşı verdiği büyük Türkçü mücadele, Türk ülküsü ve tarihi üzerinde yaptığı ilmi çalışmalar, “Kızılelma” ve “Turan” ideallerinin meş’alesini genç gönüllerde tutuşturmak için yazdığı
“Başım allam giderem ne dost duysun ne düşman…” Bu bir Kerkük atasözüdür. Topluma, herkese, herşeye küsmüş bir insanın ızdırabını dile getirir. Aramızdan ayrılmadan bir gün önce bir yakınına; ecel vaktinin geldiğini, ölümünden hiç kimsenin haberdar edilmemesini, gazetelere
1944 Irkçılık – Turancılık davası, dönemin hükümeti tarafından Ruslara şirin görünmek amacıyla Nazilerle yürüttükleri kendi faaliyetlerini gizleyip, yapılanların sorumluluğunu bir grup Türkçü aydının üzerine yıkmak ve Türkçülüğü lanetlemek için açılmış bir davadır. Bu dava, aynı zamanda Türk
“…… Bu en sinsi tehlike ile yaptığım kalem savaşını bu kitapçıkla okuyuculara sunuyorum. Bunlardan “Komünist Donkişotu Proleter-Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa” adlı birincisi 1935’in son ayında broşür halinde 500 tane basılmış ve bir günde tükenmişti. “İçimizdeki Şeytanlar” adlı
Çoğu üniversiteli olan bir takım gençlerin aylardan beri şuraya buraya kireçle ve büyük harflerle “NATO’ya hayır” diye yazdıkları görülmektedir. Gençlerin bu yazıları, kabataslak olarak düşüncelerini belirtmekte ise de bu fikrin sebepleri ve teferruatı ancak, o gençleri destekleyen
