Azizim Herr Schamann von Dorul(1), Evvela mart-ı şerifini ve nevruz-ı şerifini tebrik eder, günlerin boy bakımından geceyi geçmesi dolayısıyla tebriklerimi sunarım. Musa Jusifzade’nin 22 Şubat’ta yazıp uçakla gönderdiği mektubu dün aldım. Sonunda sana da selamları var. Orada
Azizim Şaman, Biz, İzzet Yolalan’la kararlaştırdık: Telefonun başından ayrılmıyoruz. Sabaha kadar bekliyoruz. Uyku kaçırıcı ilaçlar alıp boyuna koyu çay içiyoruz. Uyumayalım diye… Neden mi? Eh, ne olur, ne olmaz, belki Başbakanlığı bize teklif ederler diye. Onun için
Azizim Şaman, 25 Şubat tarihli mektubunu zevkle okudum. Tarihî belge mahiyetinde güzel bir mektup yazmışsın. İkimizin de hususiyetlerimize dair satırları dolayısıyla, cevabını verdikten sonra bu mektubu da diğerleri gibi yok etmek gerekiyor ama bilmem kıyabilecek miyim? Benim
Azizim Şaman, Bayram tebriği kartını ve 22 Kasım tarihli mektubunu aldım. Nihayet oradaki (1) durumundan memnun olmaya başladığını öğrenince tabi ben de memnun oldum. Malüm ya, bizim bir özelliğimiz de hiçbir şeyden memnun olmamaktır. Önünde kalan şu
Muhterem Adile Ayda Hanım, Mektubunuzu ve kitabınızı(1) aldım. Teşekkür ederim. Bu konuda hiçbir fikrim olmadığı için, fikir beyan edemeyeceğim. Yalnız, delillerinizin kuvvetli olduğuna beni ikna ettiğinizi söyleyim. Kitabın sonundaki mukayeseli resimleri iyi seçmişsiniz. Bu arada, tarih kitaplarında
Herhangi bir Türk Hanımı olsaydınız, mektubunuz sadece mültefit bir mektup olarak kalacaktı. Fakat sizi Cumhuriyet’teki(1) yazılarınızla tanıyıp, tasavvufa, ümmetçiliğe ve taklitçi batıseverliğe düşmüş aydın Türk kadınları ile mukayese ettikten ve bizzat tanımak şerefine eriştikten sonra, teveccühünüzün değeri
