Muzaffer, İşbu nâme, bir iş mektubudur. Şöyle ki: Irkçılık-Turancılık dâvâsını, bütün boş vakitlerimi o işe ayırmış bir vaziyette hazırlamaktayım(1). Mahkeme safhasına kadar olan kısımda, ev aramaları, tevkifler ve Emniyet’te yapılan sorgular hususlarında bir hayli eksikler var.Bu arada,
Kardeşim Muzaffer Amca, Pek çok güçlüklere uğradıktan sonra nihayet 8 Ağustosta uçakla Münih’e geldim. Böyle iki buçuk saatlik bir yolculuk bende yabancı bir diyara gelmiş olmak intiba uyandırmadı. Ankara’ya tirenle 9 saatte git, Almanya’ya 2.5 saatte var.
Azizim Kayabek Mektubumu şu bildiriye yazarak bir taşla iki kuş vurmuş oluyorum. Bundan birkaç nusha gönderdiklerine göre herhale dağıtmamı istiyorlar demektir. Maksada gelince: Fakir bir köye tayin edilmiş ülkücü bir ilkokul öğretmeninden hazin bir feryatname aldım. Yardım
Azizim Kayabek, 30 Ekim tarihli mektubunuzu aldım. 31 de postaya verilmiş. Bana altı günde geldi. Size yürüyüş yaptırarak teselli veren gezinti yerinizin ikiye bölünmesinin ne demek olduğunu ben çok iyi anlarım.Yürümek en iyi avunma ve güç kaynağıdır.İnsanı
Azizim Kayabek, Sizden epeydir haber alamadım ama merak edecek bir şey olmadığına eminim. Siz orada yirmi kişiye mektup yetiştirmek için bulunmuyorsunuz.”Adsız”(1) için yazdığınız uzun tenkid ve tahlil yazısını o günlerde bana gelen Halûk Çay(2) aldı. Zaten bu
Kalbin benim olsun diyorum, çünkü mukadder… Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök, ver! Yoktur öte âlemde de kurtulmaya bir yer! Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…. Ram ol bana, ruhun yeni bir âleme girsin… Yazmış kaderin: Aşkıma
Gerilir zorlu bir yay Oku fırlatmak için; Gece gökte doğar ay Yükselip batmak için. Mecnûn inler, kanını Leylâ’ya katmak için. Cilve yapar sevgili Gönül kanatmak için. Şair neden gam çeker? Şiir yaratmak için. Dağda niçin bağrılır? Feleğe
