H. Nihal ATSIZ’ı bundan 22 yıl önce 11 Aralık 1975 günü kaybetmiştik. Yalnız kaybettiğimiz onun toprağa kavuşan bedeni olmuştur. Fikirleri bugün dahi ışıl ışıl parlamakta, dimdik ayakta durmaktadır. Bugün bizlerin en büyük görevi, ATSIZ’ı Türk devletinin yarınlarını
Damarında kanı: Bir alev… Yaşaması: Roman… Ölümü: Şiir… Çelik iradeli, çelik karakterli “Er Kişi”… Fırtınalarla, kasırgalarla, boralarla, acılarla, yokluklarla, sürgünlerle, ıstıraplarla ve… pervasızlıklarla dolu bir ömür… Bir ülkü uğruna feda edilen yetmiş yıl, örnek bir yaşayış… Nezaket
Tarihi Turanlı-Hun-Türk-Macar milletinin ebediyen yaşayacak kardeşi… Vatansız bir Macar mültecisi olarak, devlet başkanının da imzalamış olduğu hükümet kararnamesi gereğince Türkiye’ye geldiğimde; N. ATSIZ kardeşime haber vermeden ve şahsen tanışmak maksadı ile kendisini ziyarete gittim. Hun-Türk-Macar kardeşliği hakkında
12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Güverte binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Deniz yarbayı Osman Fevzi Bey’in kızı Fatma Zehra Hanımdır. Hüseyin Nihâl Atsız, baba tarafından Gümüşhane ilinin Torul kazasına, anne tarafından ise Trabzon’a bağlıdır.
-Bu şiir, Ulu Türkçü Nihal Atsız’ın ikinci eşi olan Bedriye Hanım tarafından yazılmıştır.- Bir buçuk yıl var ki senden öğüt aldık biz, Senden taşan Türklük aşkı bize verdi hız… Artık sussan ve beklesen bunun kârını, Görsen nasıl
Hüseyin Nihal Atsız, komünizm, bölgecilik ve mezhebçilik gibi Türk devletinin varlığına yönelmiş zararlı akımlara karşı verdiği büyük Türkçü mücadele, Türk ülküsü ve tarihi üzerinde yaptığı ilmi çalışmalar, “Kızılelma” ve “Turan” ideallerinin meş’alesini genç gönüllerde tutuşturmak için yazdığı
Bir fikir hareketini yürütmek, derin bir kültürden bir önce, çelik gibi bir iradeye ve sarsılmaz bir imana sahip olmayı gerektirir. İnsanı nerede, ne zaman, hangi şartlarda yakalayacağı bilinmeyen ve belki de hayat boyu sürecek bela ve felaketleri,
‘Hem erkişiliğine, hem ruh kişiliğine gözyaşlarımla…’ Gayri neş’e kalmadı gözde de gönülde de Atsız öldü bir güneş battı bizim beldede Kutsal Tanrıdağı’ndan akıp gelen bir nurdu Sıcaklığı kalacak ateşte de külde de Alev alev yanacak bu topraklar
Burada baş sağlığı, orada gözler aydın; İki ayrı dünyada iki ayrı tören var. Tanrı katından gelen bir yüce buyruk üzre, Aramızdan ansızın çadırını deren var. Orada ecdat ruha şadümanlık içinde Burada tamu içre gönüllerde boran var. Eksilmiş
