Kültürümüzün yılan hikâyelerinden biri de dil meselesidir. Eskiden zaman zaman alevlenen dil münakaşaları şimdi bir Dil Kurumunun devamlı faaliyeti dolayısıyla daimi bir münakaşa mevzuu olmuştur. Her halde, fikirlerin dil meselesinde olduğu kadar dağınık bulunduğu saha pek azdır.
Ziya Gök Alp ve Hilmi Ziyadan sonra Türk destanı üzerindeki çalışmalar daha ilmî ve daha metodlu olmuştur. Başka milletlerin destanları hakkındaki eserleri inceleyerek Türk destanının ilmî tasnifini yapan ilk Türk, İstanbul Üniversitesinde Türk tarihi okutan Profesör Zeki
Geçmişteki büyük olayların, savaşlarının, kahramanlıkların şiirleşmiş şekli olan millî destâna mâlik bulunmak millet için bir tâlihtir. Her millet bu tâlihe erişememiştir. Geçmiş zamanı, tüller arkasından görülen belirsiz görüntüler gibi gösterip bizi büyük karanlıktan kurtaran, bir soyun geleceği
En eski zamanlardan beri gaza toprağı olan Türk Elleri dünyanın sonuna kadar da gaza yurdu olarak kalacaktır. Eski al bayrağımız, sonraki gök bayrağımız, bugünkü ay yıldızlı sancağımız nasıl gazalarla yanmış, delik deşik olmuşsa bu toprağın çocukları da
Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biri olan İkinci Murad, 12 Temmuz 1444”te Macarlarla yaptığı barış andlaşması ile Osmanlı tarihindeki ikinci mağlûbiyeti kabul ediyor ve 1437”den beri Haçlılarla sürüp gitmekte olan savaş faslını kapayarak kendi isteği ile padişahlıktan çekiliyordu.
XV. Yüzyılda, bizde, belirli bir tarih görüşü vardı: Türk tarihinin en eski çağları olarak Oğuz Han destanından bahsolunur, sonra pek kısa bir Selçuk tarihi anlatılarak Osmanlılara geçilirdi. Böylece eski tarihçiler, Osmanlıları daha mühim ve üstün tutmakla beraber,
Azizim Refet Körüklü Beğ, Bu sabah çocuklara telefon ederek size son iki sayının gitmediğini, Muzaffere yollamalarını söyledim ama onlar aşık oldukları için unuttular. O sebeple ben, bendekilerden yirmişer tane gönderiyorum. Siz Muzaffer’e göre daha serbest olduğunuz için
Azizim Refet Körüklü Beğ, Mektubunuzu, şiirinizi ve Nejdet’in resmini aldım. Teşekkür ederim. Ötüken’in Haziran sayısının yazılarını gençler bugün aldılar. Şiirlerinizden birisini koyduk. Salih’in mezar kitabesi için yazdığınız dörtlüğü de koyduk. Muzaffer’le birlikte dünyayı idare edişinize gıpta ettim.
Azizim Hasan Oraltay Beğ, 31 Temmuz tarihli mektubunuzu aldım. Babanızla ve Cenge ile evi gezdiğimiz zaman da dairenizi kiraya verek işini konuşmuştuk. İçine girilir hale geldikten sonra bu işin icabına bakacağız. 8 Ağustos pazar günü Muzaffer Eriş
