Millete ve vatana bağlılık bakımından birkaç türlü vatandaş vardır. Bunların başında kahramanlar gelir. Hiçbir karşılık beklemeden kendisini her zaman millet ve vatan uğruna harcayabilenler, kahraman vatandaşlardır. Bu birinci sınıfın sayısı oldukça azdır. İkinci sınıfı iyi vatandaşlar teşkil
Kırım Türklerinin ileri gelenlerinden Cafer Seydahmet Bey’in Gaspıralı İsmail Bey adındaki büyük eseri pek yakında intişar edecektir. Rus telaffuzuyla Gasprinski diye tanıdığımız İsmail Bey bugün Ankara’ya ve yarın Yedisuya heykeli dikilecek büyük Türklerden biridir. Ne yazık kî
Türkiye’nin birçok şehirlerinde çıkarılmakta olan türlü türlü dergiler arasında memlekete faydalı olanları, başlarında ciddi birer ilim adamı bulunanlardır. Kâğıt israfından, değersiz yazılar neşrinden başka bir şeye yaramayan, dergiler yanında, hakikî ilim tevazuu ile çalışarak ortaya pek ciddi
Gözümüz daima yükseklerdedir. Her işimizi büyük, heybetli yapmak isteriz. Küçük işlere tenezzül etmeyiz. Yeni kurulan bir daireye eşya mı alınacak? İlk akla gelen şey maroken koltuklardır. Müdürün yazı masası pek lükstür. Haftada 40-50 imza atmaktan başka işi
Eski Türkçü ve dilcilerden Besim Atalay Bey “Türk Dilinde Ekler ve Kökler Üzerinde Bir Deneme” adında 380 sayfalık mühim bir eser neşretti. Dîvânü Lûgat it-Türk müterciminin bu eseri yeni bir dil kurultayının toplanacağı şu haftalarda herhalde Türk
Türkçe’yi Türkleştirmek için uğraşmak ilk bakışta garip gibi gözükse de bugünkü Türkçe’nin melez bir dil olduğu ve Türkleşmeye muhtaç bulunduğu da bir hakikat… Bütün tarih boyunca Türkçe üç büyük buhran geçirdi. Bu üç buhran, Türkler’in kabul ettiği
Kültürümüzün yılan hikâyelerinden biri de dil meselesidir. Eskiden zaman zaman alevlenen dil münakaşaları şimdi bir Dil Kurumunun devamlı faaliyeti dolayısıyla daimi bir münakaşa mevzuu olmuştur. Her halde, fikirlerin dil meselesinde olduğu kadar dağınık bulunduğu saha pek azdır.
“Aylı Kurt” neşriyatının beşinci olarak Orhan Şaik Gökyay tarafından neşrolunan Dede Korkut umumiyetle Türkiyat âlemi için mühim bîr hâdise teşkil edilmektedir. Büyük hacımda 250 sayfalık bir eser olan bu kitabın basılışının iki yıl sürdüğünü söylemek, ona verilen
Sakalar en eski Türkler olduğu için bunlara ait destanlar, en eski Türk tarihinin izlerini taşımaktadır. Sakaların, Türkistandaki yüksek hakimiyetleri milattan önce 7-4. asırlara ait olduğu için Saka destanı bu çağların tarihi vukuatının destanlaşmış şeklinden başka bir şey
