Gözümüz daima yükseklerdedir. Her işimizi büyük, heybetli yapmak isteriz. Küçük işlere tenezzül etmeyiz. Yeni kurulan bir daireye eşya mı alınacak? İlk akla gelen şey maroken koltuklardır. Müdürün yazı masası pek lükstür. Haftada 40-50 imza atmaktan başka işi
Eski Türkçü ve dilcilerden Besim Atalay Bey “Türk Dilinde Ekler ve Kökler Üzerinde Bir Deneme” adında 380 sayfalık mühim bir eser neşretti. Dîvânü Lûgat it-Türk müterciminin bu eseri yeni bir dil kurultayının toplanacağı şu haftalarda herhalde Türk
Türkçe’yi Türkleştirmek için uğraşmak ilk bakışta garip gibi gözükse de bugünkü Türkçe’nin melez bir dil olduğu ve Türkleşmeye muhtaç bulunduğu da bir hakikat… Bütün tarih boyunca Türkçe üç büyük buhran geçirdi. Bu üç buhran, Türkler’in kabul ettiği
Kültürümüzün yılan hikâyelerinden biri de dil meselesidir. Eskiden zaman zaman alevlenen dil münakaşaları şimdi bir Dil Kurumunun devamlı faaliyeti dolayısıyla daimi bir münakaşa mevzuu olmuştur. Her halde, fikirlerin dil meselesinde olduğu kadar dağınık bulunduğu saha pek azdır.
“Aylı Kurt” neşriyatının beşinci olarak Orhan Şaik Gökyay tarafından neşrolunan Dede Korkut umumiyetle Türkiyat âlemi için mühim bîr hâdise teşkil edilmektedir. Büyük hacımda 250 sayfalık bir eser olan bu kitabın basılışının iki yıl sürdüğünü söylemek, ona verilen
Dede Korkut kitabının muhtelif cihetlerden olan ehemmiyetleri arasına, bir de onun lisanının daha eski ve daha yeni metinlerle olan benzeyişinin tetkik ve mukayesesi meselesi vardır. Bu tetkik ve mukayese Türklerin muhtelif devirlerde lisanî tabirleri ne kadar dereceye
Sakalar en eski Türkler olduğu için bunlara ait destanlar, en eski Türk tarihinin izlerini taşımaktadır. Sakaların, Türkistandaki yüksek hakimiyetleri milattan önce 7-4. asırlara ait olduğu için Saka destanı bu çağların tarihi vukuatının destanlaşmış şeklinden başka bir şey
Birçoklarının yadırgayacağı “Kopuzlama” ve “Oğuzlama” kelimeleri, meçhul bir köy öğretmenin, manzum olarak hazırlamak için yıllardır çalıştığı ve daha da çalışacağı Türk destanına verdiği isimlerdir. “Kopuz”, bilindiği gibi bugünkü çöğür, bağlama ve sazın anası olan millî Türk sazı,
Uğuz Kağan Destanı Son zamanlarda Türk destanını manzum olarak yazmak teşebbüslerine de raslıyoruz. Bu teşebbüslerine de raslıyoruz. Bu teşebbüs Ziya Gök Alp’ın ilk defa denediği gibi küçük parçalar üzerinde değil, Türk destanının büyük parçaları veya bütünü üzerinde
