Kardeşim Muzaffer Amca, Müjdeli mektubunu aldım. Yalnız ben müjde diyince önce doğum oldu da Lalehan beşizleri (yani beş portakal biraderler) doğdu sandım. Fakat herhalde o da bu mektup gelinceye kadar olur. Hem nüfus artar. Hem de Lalehan
Muzaffer, İşbu nâme, bir iş mektubudur. Şöyle ki: Irkçılık-Turancılık dâvâsını, bütün boş vakitlerimi o işe ayırmış bir vaziyette hazırlamaktayım(1). Mahkeme safhasına kadar olan kısımda, ev aramaları, tevkifler ve Emniyet’te yapılan sorgular hususlarında bir hayli eksikler var.Bu arada,
Azizim Kayabek Mektubumu şu bildiriye yazarak bir taşla iki kuş vurmuş oluyorum. Bundan birkaç nusha gönderdiklerine göre herhale dağıtmamı istiyorlar demektir. Maksada gelince: Fakir bir köye tayin edilmiş ülkücü bir ilkokul öğretmeninden hazin bir feryatname aldım. Yardım
Azizim Kayabek, 30 Ekim tarihli mektubunuzu aldım. 31 de postaya verilmiş. Bana altı günde geldi. Size yürüyüş yaptırarak teselli veren gezinti yerinizin ikiye bölünmesinin ne demek olduğunu ben çok iyi anlarım.Yürümek en iyi avunma ve güç kaynağıdır.İnsanı
Azizim Kayabek, Sizden epeydir haber alamadım ama merak edecek bir şey olmadığına eminim. Siz orada yirmi kişiye mektup yetiştirmek için bulunmuyorsunuz.”Adsız”(1) için yazdığınız uzun tenkid ve tahlil yazısını o günlerde bana gelen Halûk Çay(2) aldı. Zaten bu
Azizim Refet Körüklü Beğ, Nihayet size yazıları göndermek imkanını elde edebildim. Halsizlik ve isteksizliğin sebebi meğerse 20 ye çıkan tansiyon ve veremli kanına yaklaşan kansızlık imiş de haberim yokmuş. Üç gündür yine rejime girdim. Zaten bu memlekette
Azizim Refet Körüklü Beğ, Mektubunuzu, şiirinizi ve Nejdet’in resmini aldım. Teşekkür ederim. Ötüken’in Haziran sayısının yazılarını gençler bugün aldılar. Şiirlerinizden birisini koyduk. Salih’in mezar kitabesi için yazdığınız dörtlüğü de koyduk. Muzaffer’le birlikte dünyayı idare edişinize gıpta ettim.
Kardeşim Yılanlıoğlu, Maalesef Orkun’u yaşatmaya imkân yok. Ben alâkadar olamadığım için Orkun’un daha büyük hatalar işlemesi muhtemel. Tevfik İleri’yi Türkçü diye müdafaa etmeleri bunu gösteriyor. O Necdet Sançar’ı sürer gibi Edirne’ye yollarken Orkun onu müdafaa etti(1). Onu
Kardeşim Yılanlıoğlu, Bir aydır hasta olduğum için mektuba geç cevap veriyorum. Bütün kuvvetimi, enerjimi alan müzmin bir dizanteri geçirdim. Teşhis olunamadığı için de bir hayli sarsıldım. Bu sefer iyi olmaktan ümit kesmiş ve müthiş ağrılar arasında intiharı
