Benim, sıfırlarla uğraşacak zamanım yoktu. Fakat o “Sıfır”, “Dâvam” adıyla çıkardığı kitabın bir kısmında bana taarruz ve hattâ hakaret etmeğe yeltendiği için, zamanımı israfa mecbur oldum. Yazması kalemime ağır gelen “Hasan Ali”yi kullanmaktansa, sevimli ve hoş “Sıfır”ı
Fikir tarihimizde birinci planda yer alan şahsiyetler arasında Ziya Gökalp’ın özel bir yeri vardır. Diyarbakır’ın bu sakin yaratılışlı evlâdı, fikir tarihimizdeki bu mühim yerini, Türklüğe yaptığı büyük hizmetlerle elde etmiştir. Ziya Gökalp’ın Türklüğe yaptığı büyük hizmet, Türk
Türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, Türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. Bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti.
Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biri olan İkinci Murad, 12 Temmuz 1444”te Macarlarla yaptığı barış andlaşması ile Osmanlı tarihindeki ikinci mağlûbiyeti kabul ediyor ve 1437”den beri Haçlılarla sürüp gitmekte olan savaş faslını kapayarak kendi isteği ile padişahlıktan çekiliyordu.
Kardeşim Muzaffer Amca, 15 tarihli mektubunu ve makaleyi aldım. Sağol. Mektubun Enver Beğ’e(1) ait bölümünü telefonda kendisine okudum. Sana teşekkür etti. Sicil cüzdanı gelmiş. Yalnız, adının “Yakupoğlu” diye yazılmasından şikayet etti. Bizim memurlar Atsız’la Adsız’ı, Yakupoğlu ile
Azizim Hasan Oraltay Beğ, 31 Temmuz tarihli mektubunuzu aldım. Babanızla ve Cenge ile evi gezdiğimiz zaman da dairenizi kiraya verek işini konuşmuştuk. İçine girilir hale geldikten sonra bu işin icabına bakacağız. 8 Ağustos pazar günü Muzaffer Eriş
Bir anda uzun yıllar aşar hâtıralarla; İnsan ona derler ki yaşar hâtıralarla, Mâzideki kanlar, düşünüşler ve sadâlar İnsan denilen fertleri birbirine bağlar! Geçmişle bütün bağları çözmek ne ağırdır, Hayvanların ancak, dünü, mâzisi sağırdır. Mâziyi unutsak bile mâzi
Akıttılar yine kara toprak üstüne Kahraman Macarlar şanlı Turan kanını! Yazdılar yeniden Tarihe en şerefli, Yiğitlik Destanını! Yurt için ölümdür, en güzeli ölümün, Ölümler yaşatır bir ırkın vahtanını. Arpad’ın Milleti elbet öldürülemez, Verse de bin canını! Bataklık
Sonbahardı… Seninle geçiyorduk o yoldan; Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu. Bize yaklaşıyordu. Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu. Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün; Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu… Havada bir serinlik… Tatlı bir hayal gibi… Toprak nasıl
